Van - Van’da Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH) tarafından saat 16.00’de yapılacak olan yürüyüş ve basın açıklaması için katılım çağrısı yaptı.
PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi kınamak amacıyla Van’da DÖKH öncülüğünde yapılacak olan yürüyüşe katılım çağrısı yapıldı. DÖKH tarafından yapılan açıklamada saat 16.00’de Hacibekir Mahallesi eski Mezbahane Kavşağı'nda milletvekillerinin de katılımıyla yapılacak olan yürüyüşe bütün Van halkı davet edildi. Açıklamada, “Akşam yapılacak olan yürüyüşe başta kadınlar olmak üzere bütün Van halkını Önderine sahip çıkma ve savaş politikalarını kınamak amacıyla yürüyüşe davet ediyoruz” denildi.
29 Ağustos 2012 Çarşamba
ANF haberi ardından Erciş Belediyesi temizliği hatırladı
Erciş - Halen depremin yol açtığı yaraların sarılmaya çalışıldığı Van’ın Erciş ilçesinde AKP’li belediyenin temizlik konusunda temel hizmetleri yerine getirmediği fotoğraflara yansıyınca, belediye ekipleri apar topar elde süpürge, fırça ve kürek temizliğe başladı. Erciş’teki görüntülere rağmen AKP’li Belediye Başkanı Zülfükar Arapoğlu’nun 21 Temmuz günü “Yılın Belediye Başkanı” seçildiği öğrenildi.
ANF’de Salı günü “Ercişli çocuklara AKP'den 'çöp' park” başlığı ile yayınlanan bir haberde, çocuk parkının çöplüğe dönüştüğüne ve bunun ilçe sakinlerinin sağlığını tehdit ettiğine dikkat çekilmişti.
Kentteki bu görüntülere rağmen, çok uzak değil, daha bir ay önce Kayseri’de Anadolu Yerel Yönetimler Dergisi Erciş Belediye Başkanı Zülfükar Arapoğlu’nu "2012'nin en iyi belediye başkanı" seçmişti. Dergi, her yıl ülke genelinde en iyi belediye başkanlarını ve projelerini seçiyor, ancak AKP belediye başkanını seçerken hangi kriterlere göre yaptığı anlaşılamadı.
ANF’nin yayınladığı fotoğrafların ardından “Yılın Belediye Başkanı” belediye temizlilik ekiplerini apar topar alıp, süpürge, fırça ve küreklerle temizlik çalışması başlattı. İlçe merkezindeki önemli caddeler ile kentin girişi olan ana arterlerde temizlik çalışmasının sürdürülmesi, temel hizmetlerin dahi hangi koşullarda yapıldığını gözler önüne serdi.
Sözkonusu park, Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı, Van Valiliği ve AKP’li Erciş Belediyesinin ortaklaşa hayata geçirilmişti.
PERİYODİK Mİ?
Haberin arından Erciş Belediye Başkanı Zülfükar Arapoğlu Salı günü yaptığı açıklamada, temizlik çalışmalarının periyodik olarak devam ettiğini ileri sürdü. Arapoğlu temiz bir Erciş için hep birlikte el ele verilmesi gerektiğini söylerken, öncelikli olarak Çınarlı, Kışla ile Ağrı Van karayolu üzerinde bulunan cadde ve sokaklarda yaptıkları temizlik çalışmalarını yerinde denetledi.
Arapoğlu, Erciş’i hep birlikte layık olduğu yere getireceklerini ifade etti. Temizliğin önemine de vurgu yapmayı ihmal etmeyen Arapoğlu, “Daha temiz bir Erciş için temizlik İşleri Müdürlüğümüzce şehir merkezinin genelinde periyodik olarak sürdürülen çalışmalar devam etmektedir. Bunun yanı sıra, daha çok insan ve taşıt trafiğinin yoğun olduğu ana cadde ve sokaklarda da temizlik çalışmaları sürmektedir. Vatandaşlarımızdan temizlik konusunda gerekli itinayı göstermelerini bekliyoruz. Temiz bir Erciş hepimizin arzusudur” dedi.
Arapoğlu, 21 Temmuz’da Kayseri’de "2012'nin en iyi belediye başkanı" seçilmesinden sonra Eciş’e dönüşünde ödülü ilçe halkı adına aldığını söylemiş ve şöyle konuşmuştu: "Yerel Yönetimler, Türkiye'de 300 bin kişi üzerinde bir anket yapmış. Bu ankette 80 kişi seçildi. Seçilenler arasında Erciş de var. Bu bizim için çok gurur vericidir. Böyle bir ödül almaktan biz de çok mutlu olduk. Tabii bizim açımızdan çok önemli ve gurur verici bir şey. Başkanlığa gelirken de söylemiştik, bizler milletimizin hizmetkarıyız. Bundan sonra da halkımıza hizmetçilik etmeye devam edeceğiz. Bilindiği gibi ilçemiz geçen yıl büyük bir afete maruz kaldı."
ANF’de Salı günü “Ercişli çocuklara AKP'den 'çöp' park” başlığı ile yayınlanan bir haberde, çocuk parkının çöplüğe dönüştüğüne ve bunun ilçe sakinlerinin sağlığını tehdit ettiğine dikkat çekilmişti.
Kentteki bu görüntülere rağmen, çok uzak değil, daha bir ay önce Kayseri’de Anadolu Yerel Yönetimler Dergisi Erciş Belediye Başkanı Zülfükar Arapoğlu’nu "2012'nin en iyi belediye başkanı" seçmişti. Dergi, her yıl ülke genelinde en iyi belediye başkanlarını ve projelerini seçiyor, ancak AKP belediye başkanını seçerken hangi kriterlere göre yaptığı anlaşılamadı.
ANF’nin yayınladığı fotoğrafların ardından “Yılın Belediye Başkanı” belediye temizlilik ekiplerini apar topar alıp, süpürge, fırça ve küreklerle temizlik çalışması başlattı. İlçe merkezindeki önemli caddeler ile kentin girişi olan ana arterlerde temizlik çalışmasının sürdürülmesi, temel hizmetlerin dahi hangi koşullarda yapıldığını gözler önüne serdi.
Sözkonusu park, Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı, Van Valiliği ve AKP’li Erciş Belediyesinin ortaklaşa hayata geçirilmişti.
PERİYODİK Mİ?
Haberin arından Erciş Belediye Başkanı Zülfükar Arapoğlu Salı günü yaptığı açıklamada, temizlik çalışmalarının periyodik olarak devam ettiğini ileri sürdü. Arapoğlu temiz bir Erciş için hep birlikte el ele verilmesi gerektiğini söylerken, öncelikli olarak Çınarlı, Kışla ile Ağrı Van karayolu üzerinde bulunan cadde ve sokaklarda yaptıkları temizlik çalışmalarını yerinde denetledi.
Arapoğlu, Erciş’i hep birlikte layık olduğu yere getireceklerini ifade etti. Temizliğin önemine de vurgu yapmayı ihmal etmeyen Arapoğlu, “Daha temiz bir Erciş için temizlik İşleri Müdürlüğümüzce şehir merkezinin genelinde periyodik olarak sürdürülen çalışmalar devam etmektedir. Bunun yanı sıra, daha çok insan ve taşıt trafiğinin yoğun olduğu ana cadde ve sokaklarda da temizlik çalışmaları sürmektedir. Vatandaşlarımızdan temizlik konusunda gerekli itinayı göstermelerini bekliyoruz. Temiz bir Erciş hepimizin arzusudur” dedi.
Arapoğlu, 21 Temmuz’da Kayseri’de "2012'nin en iyi belediye başkanı" seçilmesinden sonra Eciş’e dönüşünde ödülü ilçe halkı adına aldığını söylemiş ve şöyle konuşmuştu: "Yerel Yönetimler, Türkiye'de 300 bin kişi üzerinde bir anket yapmış. Bu ankette 80 kişi seçildi. Seçilenler arasında Erciş de var. Bu bizim için çok gurur vericidir. Böyle bir ödül almaktan biz de çok mutlu olduk. Tabii bizim açımızdan çok önemli ve gurur verici bir şey. Başkanlığa gelirken de söylemiştik, bizler milletimizin hizmetkarıyız. Bundan sonra da halkımıza hizmetçilik etmeye devam edeceğiz. Bilindiği gibi ilçemiz geçen yıl büyük bir afete maruz kaldı."
Suriye'den İsveç'e mülteci akını
Stockholm - Son bir kaç ay içinde İsveç’e iltica edenlerin sayısı iki kat arttı. Bunların çoğunluğunu Suriye’deki savaştan kaçanlar oluşturuyor. Haftada ortalama 200 Suriyeli iltica talebinde bulunuyor ve bu sayının önümüzdeki günlerde daha da artması bekleniyor. Göçmen Dairesi yetkilileri bu yıl 6 bin Suriyelinin iltica talebinde bulunacağını, bu sayının önümüzdeki yıl 11 bine yükseleceği tahmininde bulunuyor.
Bu yıl 38 bin kişinin iltica talebinde bulunacağı tahmin edliyordu. Ancak şimdiye kadar tahminlerin ötesinde, 7 bin kişi daha iltica talebinde bulundu. Yeterli hazırlığı olmayan Göçmen Dairesi ilticacıları barındırmada ve onlarla ilgilenecek görevliler bulmada güçlük çekiyor.
İltica edenlerin büyük çoğunluğu savaşların sürdüğü Suriye, Afganistan ve Somaliden geliyor. Eskiden haftada 500 kişi iltica talebinde bulunurken bu sayı 1000’e yükseldi. İsveç Göçmen Dairesi Afganistan ve Somali’den gelenlerin durumlarını teker teker değerlendirilerek karar verirken Suriye’den gelen tüm ilticacılara 3 yıl geçici oturma izni veriyor.
Stockholm’un Tumba semtinde mültecilerin gecici olarak kalacakları konutlar yapıldı. Suriye’den gelen göçmenlerin bir kısmı oraya yerleştiriliyor. Göçmenler arasında Türkiye’deki çadır kentlerden gelenler de bulunuyor. Abdul adlı bir ilticacı paraları yetmediği için hamile karısını Türkiye’de bırakarak geldiğini söylüyor. Göçmen Dairesi’nin karısının buraya getirilmesi için yardımcı olmasını istiyor.
Savaş kışkırtıcıları Suriyeli ilticacılara kapıları kapatıyor
Birleşmiş Milletler’in Göçmen örgütü UNHCR’ye göre 150 bin kişi Suriye’den kaçarak komşu ülkelere sığındı. Ancak son aylarda Avrupa ülkelerine iltica eden Suriyelilerin sayısında belirgin bir artış görülüyor. Ancak savaş kışkırtıcılığı yapan Avrupa Birliği ülkelerinden bazıları ülkelerine iltica eden Suriyelileri almaya istekli değil. Folerans’ta kurulu Avrupa enstitüsü İltica Politikasını Araştırma Merkezi Şefi Philippe Farguez Avrupa Birliği’nin ortak bir iltica politikası olmadığını ve bazı ülkelerin ilticacıları Suriye’ye iade ettiklerini söylüyor.
İsveç’in Avrupa Birliği Bakanı Cecilia Wikström Almanya ve İsveç’in en fazla Suriyeli göçmeni aldığını ve geçici oturum izni verdiğini belirterek Suriyelilere sınırlarını kapatan AB ülkelerine tepkili. Avrupa Birliği’nin Suriyeli ilticacılara karşı ortak sorumlulukları olduğunu belirten Wikström “Önemli olan 27 farkı sesle değil tek sesle konuşulması. Savaştan kaçmayı başaranlar doğal olarak Avrupa’da uygun bir biçimde karşılanmalı” diyor.
Bu yıl 38 bin kişinin iltica talebinde bulunacağı tahmin edliyordu. Ancak şimdiye kadar tahminlerin ötesinde, 7 bin kişi daha iltica talebinde bulundu. Yeterli hazırlığı olmayan Göçmen Dairesi ilticacıları barındırmada ve onlarla ilgilenecek görevliler bulmada güçlük çekiyor.
İltica edenlerin büyük çoğunluğu savaşların sürdüğü Suriye, Afganistan ve Somaliden geliyor. Eskiden haftada 500 kişi iltica talebinde bulunurken bu sayı 1000’e yükseldi. İsveç Göçmen Dairesi Afganistan ve Somali’den gelenlerin durumlarını teker teker değerlendirilerek karar verirken Suriye’den gelen tüm ilticacılara 3 yıl geçici oturma izni veriyor.
Stockholm’un Tumba semtinde mültecilerin gecici olarak kalacakları konutlar yapıldı. Suriye’den gelen göçmenlerin bir kısmı oraya yerleştiriliyor. Göçmenler arasında Türkiye’deki çadır kentlerden gelenler de bulunuyor. Abdul adlı bir ilticacı paraları yetmediği için hamile karısını Türkiye’de bırakarak geldiğini söylüyor. Göçmen Dairesi’nin karısının buraya getirilmesi için yardımcı olmasını istiyor.
Savaş kışkırtıcıları Suriyeli ilticacılara kapıları kapatıyor
Birleşmiş Milletler’in Göçmen örgütü UNHCR’ye göre 150 bin kişi Suriye’den kaçarak komşu ülkelere sığındı. Ancak son aylarda Avrupa ülkelerine iltica eden Suriyelilerin sayısında belirgin bir artış görülüyor. Ancak savaş kışkırtıcılığı yapan Avrupa Birliği ülkelerinden bazıları ülkelerine iltica eden Suriyelileri almaya istekli değil. Folerans’ta kurulu Avrupa enstitüsü İltica Politikasını Araştırma Merkezi Şefi Philippe Farguez Avrupa Birliği’nin ortak bir iltica politikası olmadığını ve bazı ülkelerin ilticacıları Suriye’ye iade ettiklerini söylüyor.
İsveç’in Avrupa Birliği Bakanı Cecilia Wikström Almanya ve İsveç’in en fazla Suriyeli göçmeni aldığını ve geçici oturum izni verdiğini belirterek Suriyelilere sınırlarını kapatan AB ülkelerine tepkili. Avrupa Birliği’nin Suriyeli ilticacılara karşı ortak sorumlulukları olduğunu belirten Wikström “Önemli olan 27 farkı sesle değil tek sesle konuşulması. Savaştan kaçmayı başaranlar doğal olarak Avrupa’da uygun bir biçimde karşılanmalı” diyor.
BDP'li Belediye Başkanvekili'ne korucu saldırısı
Şırnak - Kumçatı'da saldırıya uğrayan BDP'li Kumçatı Belde Belediye Başkanvekili Çetin Gümüş aldığı darbeler sonucunda hastaneye kaldırıldı.
Şırnak'ın Kumçatı Beldesi Belediye Başkanvekili Çetin Gümüş, Salı akşamı 'korucuların' saldırısına uğradığını söyledi. BDP'li Gümüş, belediye personeli olan Ramazan Yapar'ı telefonla arayarak, yanında bulunan belediye ait bir aracın anahtarını getirmesini istediğını, ancak belediye binası önünde Yapar'ı beklediği sırada Yapar ve korucu olan kardeşi Nezir Yapar ile birlikte yaklaşık 10 kişinin saldırısına uğradığını kaydetti. Yanlarında getirdikleri sopa ve demir çubuklarla kendisine saldırıldığını aktaran Gümüş, çevrede bulunan belde sakinlerinin araya girmesiyle kurtuldu.
Gümüş, aldığı darbeler nedeniyle Şırnak Devlet Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Gözünde ve vücudunun birçok yerinde morluklar meydana gelen Gümüş'ün kafasında da kırıklar oluştu. Tedavinin ardından dinlenmesi için Gümüş, eve gönderildi. Gümüş, kendisine saldıranların korucu olduklarını belirterek, "BDP'li olduğum için basit bir diyalogu bahane ettiler ve beni linç etmek istediler. Telefonda sadece kendisine arabanın anahtarını getirmesini söyledim. Aramızda geçen diyalog bundan ibaretti. Ancak korucuların saldırısına uğradım" dedi.
Şırnak'ın Kumçatı Beldesi Belediye Başkanvekili Çetin Gümüş, Salı akşamı 'korucuların' saldırısına uğradığını söyledi. BDP'li Gümüş, belediye personeli olan Ramazan Yapar'ı telefonla arayarak, yanında bulunan belediye ait bir aracın anahtarını getirmesini istediğını, ancak belediye binası önünde Yapar'ı beklediği sırada Yapar ve korucu olan kardeşi Nezir Yapar ile birlikte yaklaşık 10 kişinin saldırısına uğradığını kaydetti. Yanlarında getirdikleri sopa ve demir çubuklarla kendisine saldırıldığını aktaran Gümüş, çevrede bulunan belde sakinlerinin araya girmesiyle kurtuldu.
Gümüş, aldığı darbeler nedeniyle Şırnak Devlet Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Gözünde ve vücudunun birçok yerinde morluklar meydana gelen Gümüş'ün kafasında da kırıklar oluştu. Tedavinin ardından dinlenmesi için Gümüş, eve gönderildi. Gümüş, kendisine saldıranların korucu olduklarını belirterek, "BDP'li olduğum için basit bir diyalogu bahane ettiler ve beni linç etmek istediler. Telefonda sadece kendisine arabanın anahtarını getirmesini söyledim. Aramızda geçen diyalog bundan ibaretti. Ancak korucuların saldırısına uğradım" dedi.
Göteborg'da Öcalan'a özgürlük kampanyası için start
Göteborg - İsveç’in Göteborg ilinde yaşayan Kürdistanlılar 1 Eylül Dünya Barış gününde başlatılacak olan “Öcalan’a özgürlük” kampanyası için bir araya geldiler. Kampanyanın etkin ve kitlesel bir biçimde yürütülmasi için yapılması gerekenleri tartıştılar.
Kürt politikacı Naim Baran, Ortadoğu ve Kürdistan’da halkların diktatörler ve sömürgecilere karşı ayağa kalkmalarını tarihsel önemi olan büyük gelişmeler olarak değerlendirdi.
Kürt halkının Ortadoğu’nun en örgütlü halkı olduğunun altını çizen Baran, bu durumun Kürdistanlılar için tarihte benzeri görülmemiş bir olanak yarattığına vurgu yaptı. Devrimci ve ileriyi gören önderliğin Suriye ve Batı Kürdistan’da uyguladığı taktiğin Kürt halkının büyük kazanımlarına yol açtığını ifade etti ve tüm Kürtlerin bu oluşuma aktif destek vermelerinin önemine değindi.
Baran, AKP iktidarının Kürt halkına yönelik her cephede savaşı yoğunlaştırdığını, ancak iyi örgütlenmiş gerilla güçleri karşısında özellikle de Şemdilli ve Çukurca’da ard arda yenilgiler aldığını söyledi.
PKK lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecride de değinen Baran tecridin uluslararası hukuk kurallarına ve her türlü yasa ve sözleşmeye aykırı olduğunu, bu hukuksuzluğa son verilmesi için Kürdistanlılara büyük görevler düştüğünü söyledi.
Öcalan’ın özgürlüğüne kavuşması için Avrupa’da daha önce yapılan eylemlerin değişik biçimlerde sürdürüleceğini söyleyen Bara, Dünya Barış Günü dolayısıyla başlatılacak olan Öcalan’a özgürlük kampanyası ile ilgili açıklamalarda bulundu.
Baran, 1 Eylül günü aralarında tanınmış bir çok tanınmış yazar ve politikacının da bulunduğu aydınların, Öcalan’ın özgürlüğüne kavuşması için imza kampanyası başlatacaklarını söyledi.
İmza kampanyasına paralel olarak aralarında İsveç’in de bulunduğu 8 Avrupa ülkesinin 70 ilini kapsayan otobüs turu düzenleneceğini söyleyen Baran, 15 ülkede bir çok yerleşim biriminde gösteri, yürüyüş, mitig ve halk toplantıları yapılacağını ifade etti.
Baran, tüm Kürtlere Öcalan’ın özgürlüğüne kavuşması için başlatılacak imza kampanyasına aktif olarak katılmaları çağrısında bulundu.
Kürt politikacı Naim Baran, Ortadoğu ve Kürdistan’da halkların diktatörler ve sömürgecilere karşı ayağa kalkmalarını tarihsel önemi olan büyük gelişmeler olarak değerlendirdi.
Kürt halkının Ortadoğu’nun en örgütlü halkı olduğunun altını çizen Baran, bu durumun Kürdistanlılar için tarihte benzeri görülmemiş bir olanak yarattığına vurgu yaptı. Devrimci ve ileriyi gören önderliğin Suriye ve Batı Kürdistan’da uyguladığı taktiğin Kürt halkının büyük kazanımlarına yol açtığını ifade etti ve tüm Kürtlerin bu oluşuma aktif destek vermelerinin önemine değindi.
Baran, AKP iktidarının Kürt halkına yönelik her cephede savaşı yoğunlaştırdığını, ancak iyi örgütlenmiş gerilla güçleri karşısında özellikle de Şemdilli ve Çukurca’da ard arda yenilgiler aldığını söyledi.
PKK lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecride de değinen Baran tecridin uluslararası hukuk kurallarına ve her türlü yasa ve sözleşmeye aykırı olduğunu, bu hukuksuzluğa son verilmesi için Kürdistanlılara büyük görevler düştüğünü söyledi.
Öcalan’ın özgürlüğüne kavuşması için Avrupa’da daha önce yapılan eylemlerin değişik biçimlerde sürdürüleceğini söyleyen Bara, Dünya Barış Günü dolayısıyla başlatılacak olan Öcalan’a özgürlük kampanyası ile ilgili açıklamalarda bulundu.
Baran, 1 Eylül günü aralarında tanınmış bir çok tanınmış yazar ve politikacının da bulunduğu aydınların, Öcalan’ın özgürlüğüne kavuşması için imza kampanyası başlatacaklarını söyledi.
İmza kampanyasına paralel olarak aralarında İsveç’in de bulunduğu 8 Avrupa ülkesinin 70 ilini kapsayan otobüs turu düzenleneceğini söyleyen Baran, 15 ülkede bir çok yerleşim biriminde gösteri, yürüyüş, mitig ve halk toplantıları yapılacağını ifade etti.
Baran, tüm Kürtlere Öcalan’ın özgürlüğüne kavuşması için başlatılacak imza kampanyasına aktif olarak katılmaları çağrısında bulundu.
Yalçın’ın cenazesi binler tarafından toprağa verildi
MARDİN - PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan ağırlaştırılmış tecridi protesto etmek amacıyla Kızıltepe'de bedenini ateşe veren Mehmet Yalçın'ın cenazesi binlerce kişi tarafından toprağa verildi.
Mardin'in Kızıltepe İlçesi'nde 1 Ağustos'ta Kızıltepe Adliye binası önünde bedenini ateşe vererek yaşamına son veren Mehmet Yalçın, dün son yolculuğuna uğurlandı. Mardin Ademhan Tesisleri'nde yüzlerce araçlık konvoyun karşıladığı cenaze, Kızıltepe Sanayi Mezarlığı'na getirildi. Cenaze konvoyunun Kızıltepe şehir merkezinden geçirilmesini engelleyen polisler, merkeze giden bütün yollarda barikatlar kurdu. Cenaze konvoyunun ilçe merkezinden geçirilmesi için polislerle yapılan görüşmeler sonuç vermeyince, halk ile polisler arasında gerginlik çıktı. Bunun üzerine yüzlerce araçlık konvoy yolu yarım saat trafiğe kapattı. Ardından Yalçın'ın babası Mehmet Ali Yalçın'ın isteği üzerine cenazenin yolda daha fazla bekletilmemesi için şehir merkezine girmekten vazgeçilerek, Mardin yolu üzerinden Sanayi Mahallesi Mezarlığı'na doğru hareket edildi.
YALÇIN’I BİNLER KARŞILADI
Cenaze konvoyunun mahalleye girişinde binlerce kişi "Biji Serok Apo", "Şehit namırın", "Dağlarda arama Apocular her yerde", "Bê Serok jiyan nabe", "Gençlik Apo'nun fedaisidir", "Ey şehid xwîna te li erde namîne" ve "İntikam" sloganları attı. "Heval Mehmet bedeninle tutuşturduğun özgürlük meşalesini Rêber Apo'nun özgürlüğüyle taçlandıracağız" yazılı pankartın taşındığı cenaze merasiminde özgürlük ve devrim mücadelesinde yaşamlarını yitirenler anısına bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Saygı duruşunun bitişiyle binlerce kişi hep bir ağızdan "Çerxa Şoreşe" marşını okudu.
‘YALÇIN’IN BEDENİNDEKİ ATEŞ KIVILCIMLARI DAĞLARI AYDINLATACAK’
Cenazesin defin işlemlerinin ardından düzenlenen törende konuşan MEYA-DER Mardin Temsilcisi Mahmut Erdem, Yalçın'ın eyleminden önce sürekli ailesine Roboski'de öldürülen 34 Kürt'ün ölümünden üzüntü duyduğunu ve bunu kaldıramadığını söylediğini ifade ederek, Yalçın'ın PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış tecridi kınamak amacıyla böyle bir eyleme başvurduğunu öğrendiklerini söyledi. Erdem, Yalçın'ın canını Kürt halkı ve Önderliği için feda ettiğini kaydederek, "Yalçın'ın bedenindeki ateş kıvılcımları dağları aydınlatacaktır" dedi.
‘BENİM OĞLUM TÜM KÜRTLERİN ŞEHİDİDİR’
BDP Mardin İl Eşbaşkanı Sihem Elveren Alp ise, Yalçın'ın gerçekleştirdiği eyleme saygı duyduğunu belirterek, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın bu tür eylemlerinin tekrarlanmaması yönündeki çağrılarını hatırlattı. Alp, AKP hükümetinin Kürt halkı üzerindeki baskılarının devam ettiğini sözlerine ekleyerek, "Şehitlerimizin bize miras bıraktığı değerlere sahip çıkarak, mücadelemizi sonuna kadar devam ettireceğiz" diye kaydetti.
Anne Fatime Yalçın ise, "Benim oğlum tüm Kürtlerin şehididir" dedikten sonra gözyaşlarına hakim olamayarak konuşmasını yarıda bıraktı. Konuşmaların ardından cenaze töreni son buldu. Ardından binlerce kişi aileye taziye ziyaretinde bulundu.
Bugün saat 13.00'de Kızıltepe Özgürlük Meydanı'nda bir araya gelecek çok sayıda kişi, Mehmet Yalçın'ın Sanayi Mahallesi'nde kurulan taziye çadırına kadar yürüyeceği öğrenildi.
Mardin'in Kızıltepe İlçesi'nde 1 Ağustos'ta Kızıltepe Adliye binası önünde bedenini ateşe vererek yaşamına son veren Mehmet Yalçın, dün son yolculuğuna uğurlandı. Mardin Ademhan Tesisleri'nde yüzlerce araçlık konvoyun karşıladığı cenaze, Kızıltepe Sanayi Mezarlığı'na getirildi. Cenaze konvoyunun Kızıltepe şehir merkezinden geçirilmesini engelleyen polisler, merkeze giden bütün yollarda barikatlar kurdu. Cenaze konvoyunun ilçe merkezinden geçirilmesi için polislerle yapılan görüşmeler sonuç vermeyince, halk ile polisler arasında gerginlik çıktı. Bunun üzerine yüzlerce araçlık konvoy yolu yarım saat trafiğe kapattı. Ardından Yalçın'ın babası Mehmet Ali Yalçın'ın isteği üzerine cenazenin yolda daha fazla bekletilmemesi için şehir merkezine girmekten vazgeçilerek, Mardin yolu üzerinden Sanayi Mahallesi Mezarlığı'na doğru hareket edildi.
YALÇIN’I BİNLER KARŞILADI
Cenaze konvoyunun mahalleye girişinde binlerce kişi "Biji Serok Apo", "Şehit namırın", "Dağlarda arama Apocular her yerde", "Bê Serok jiyan nabe", "Gençlik Apo'nun fedaisidir", "Ey şehid xwîna te li erde namîne" ve "İntikam" sloganları attı. "Heval Mehmet bedeninle tutuşturduğun özgürlük meşalesini Rêber Apo'nun özgürlüğüyle taçlandıracağız" yazılı pankartın taşındığı cenaze merasiminde özgürlük ve devrim mücadelesinde yaşamlarını yitirenler anısına bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Saygı duruşunun bitişiyle binlerce kişi hep bir ağızdan "Çerxa Şoreşe" marşını okudu.
‘YALÇIN’IN BEDENİNDEKİ ATEŞ KIVILCIMLARI DAĞLARI AYDINLATACAK’
Cenazesin defin işlemlerinin ardından düzenlenen törende konuşan MEYA-DER Mardin Temsilcisi Mahmut Erdem, Yalçın'ın eyleminden önce sürekli ailesine Roboski'de öldürülen 34 Kürt'ün ölümünden üzüntü duyduğunu ve bunu kaldıramadığını söylediğini ifade ederek, Yalçın'ın PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış tecridi kınamak amacıyla böyle bir eyleme başvurduğunu öğrendiklerini söyledi. Erdem, Yalçın'ın canını Kürt halkı ve Önderliği için feda ettiğini kaydederek, "Yalçın'ın bedenindeki ateş kıvılcımları dağları aydınlatacaktır" dedi.
‘BENİM OĞLUM TÜM KÜRTLERİN ŞEHİDİDİR’
BDP Mardin İl Eşbaşkanı Sihem Elveren Alp ise, Yalçın'ın gerçekleştirdiği eyleme saygı duyduğunu belirterek, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın bu tür eylemlerinin tekrarlanmaması yönündeki çağrılarını hatırlattı. Alp, AKP hükümetinin Kürt halkı üzerindeki baskılarının devam ettiğini sözlerine ekleyerek, "Şehitlerimizin bize miras bıraktığı değerlere sahip çıkarak, mücadelemizi sonuna kadar devam ettireceğiz" diye kaydetti.
Anne Fatime Yalçın ise, "Benim oğlum tüm Kürtlerin şehididir" dedikten sonra gözyaşlarına hakim olamayarak konuşmasını yarıda bıraktı. Konuşmaların ardından cenaze töreni son buldu. Ardından binlerce kişi aileye taziye ziyaretinde bulundu.
Bugün saat 13.00'de Kızıltepe Özgürlük Meydanı'nda bir araya gelecek çok sayıda kişi, Mehmet Yalçın'ın Sanayi Mahallesi'nde kurulan taziye çadırına kadar yürüyeceği öğrenildi.
Ekonomist Sönmez: AKP rejimi düşüş döneminde
ALİ BARIŞ KURT / ANKARA - Ekonomist Mustafa Sönmez Türkiye’nin ekonomik büyümesinin yüzde 9-10’lardan yüzde 4’lere gerilediği ifade ederek ihracatta yaşanan daralmanın da veriler ile oynanarak kamufle edildiğini söyledi.
ANF'ye konuşan Sönmez, Türkiye ekonomisindeki mevcut durumu ve kısa vadede yaşanacaklara dair öngörülerini açıkladı.
Sönmez, AKP hükümeti için, "her alanda zemin kaybediyor" diyerek, şu tespitlerde bulundu: "Dış politikada büyük bir fiyasko var. Muhalefete karşı izlediği şiddet yanlısı politikalarla bir yerlere varılamadığı görüldü. Kürt sorununda çuvallamış durumda, acilen Çiçek eliyle getirilen düzenlemeler göstermelik ve içi boş. Öğrencilere 'bir parmak bal' niteliğindeki harçları kaldırma önleminin hiçbir derde dermanı yok. Çünkü öğrencinin yoksulluğu başka alanlarda dizboyu."
'Dış kaynak ile iki yıl üstüste büyüyen ekonominin yarattığı cari açık sorunlarının vites küçültmeyi zorunlu hale getirdiğini' belirten Ekonomist Sönmez, bunun ekonomiyi durgunlaştırdığını kaydetti.
Sönmez, büyüme oranının yüzde 9-10'lardan yüzde 4'lere çekildiğine de dikkat çekerek, bunun anlamını ise "yeniden işsizlik ve durgunluk" şeklinde açıkladı.
'KÖTÜ TABLO KAMUFLE EDİLİYOR'
İşsizlik verileri ile oynanarak Türkiye'deki kötü ekonomi tablosunun kamufle edildiğini kaydeden Mustafa Sönmez, şöyle devam etti: "İhracat verileri ile oynanarak gerçek daralma kamufle ediliyor. AB'de ekonomi daraldıkça Türkiye için kötü sonuçlar daha çok ortaya çıkacak, düşen ihracat, fabrikaların işçi çıkarması demek. AB'yi telafi edecek coğrafyalarda Türkiye'nin Suriye duruşunu onaylamayan bölgesel güçlerin borusu ötüyor. BDT coğrafyasında Rusya, Orta Doğu coğrafyasında İran ile Irak, en büyük ihraç pazarları ama Suriye'deki duruşu itibariyle Türkiye'yi köşeye sıkıştıracak bölgesel güçler aynı zamanda. Bunlara Çin'i de eklemek gerek."
Yeni verilere göre, tarım alanı haricindeki çalışan sayısınn 19 milyona yaklaştığını; bunun yüzde 16'sına tekabül eden 3 milyon 160 bin kişinin kamu istihdamının oluşturduğuna vurgu yapan Sönmez, 2009 ortalarında bu sayının 2 milyon 974 bin olduğunu hatırlattı. Sönmez, iki yılda kamuda istihdamın sadece yüzde 6 artmış olmasını, ekonominin iyi yönde ilerlemediği üzerinden değerlendiriyor ve işsizliğin, “resmi” görünümün çok üzerinde olduğuna değiniyor.
'AKP, GAP'I BAHANE EDİP İŞSİZLİK FONU'NU KULLANIYOR'
Sönmez, "işsizleri korumanın ve çalışmayı desteklemenin" devletin anayasal görevlerinden olduğunu anımsatarak, bu amaçla oluşturulduğu iddia edilen İşsizlik Sigortası'nın kullanımını, 'cimri' davrandığı için eleştiriyor. Fon'un kasasında 50 milyar TL’nin üstünde para biriktiği halde, bundan 2,5 milyon işsizden yalnızca 20 bin dolayında işsizin maaş alabildiğini söyledi. Sönmez, AKP Hükümeti'nin İşsizlik Fonu'nda birikenleri son 3 yıldır, GAP yatırımlarını bahane ederek bir kısmını merkezi bütçeye aktardığını kaydetti.
Sönmez, "Dış borç yükü 320 milyar dolara ulaşan Türkiye kapitalizmi için en büyük risk, dış kaynak girişinin azalması ve kurun yukarı fırlaması. Sıcak para girişi, banka kredilerinde azalış, kurguyu bozabilir" dedi.
Ekonominin, 'inşaat furyası ile ayakta tutulmak istendiğini' söyleyen Mustafa Sönmez, "Bu aslında balon yapıyor ve her an ciddi patlamalara sebep olabilir. Hanehalkının tüketici kredisi ve kredi kartı borçları 275 milyar TL ile ileri düzeyde ve borcu borçla kapatan çok aile var. Bu borçluluk hali, onları AKP rejiimine rehin hale getiriyor aynı zamanda. Bu rehinlik hali 320 milyar dolar dış borcun üçte ikisine sahip özel sektör için de geçerli" diyerek, bu kesimler için, "bir altüst oluş yaşanmasın diye, AKP'li düzenin duacısı gibiler" ifadelerini kullandı.
'AKP POLİTİKASI, İŞSİZLERİN ÖFKESİNİ ARTIRIYOR'
Sönmez, AKP'nin yürüttüğü kötü ekonominin toplumdaki öfkeyi de artırdığına dikkat çekti: "2,5 milyon işsizin yanında iş aramadığı için işsiz görünmeyen 2 milyon işsizle birlikte 4,5 milyon işsizin biriken öfkesi var. Evlere hapsedilen kadın nüfus 'ev kadını' adı altında kodlanıyor ve sayıları 12 milyona yaklaşıyor. Eğitimde, kültürde yaşanan gericilik, muhafazakarlaşma; dinsel, cinsel etnik ayrımcılık birçok kesimi, artan geçim zorulkları ile birlikte daha çok muhalif kılıyor."
'AKP rejiminin siyaseten, diplomasi olarak ve ekonomik yönden bir düşüş dönemine girdiğini' bildiren Ekonomist Sönmez, ekledi: "Artık bir tırmanıştan değil, bir düşüşten söz edebiliriz. Bu düşüşün hızını en aza indirme, yumuşatma, en az kayıpla geçiştirme çabalarıdır, geriye kalan. Gelecek, bu anlamda AKP rejimine pek mutlu ufuklar vaadetmiyor."
ANF'ye konuşan Sönmez, Türkiye ekonomisindeki mevcut durumu ve kısa vadede yaşanacaklara dair öngörülerini açıkladı.
Sönmez, AKP hükümeti için, "her alanda zemin kaybediyor" diyerek, şu tespitlerde bulundu: "Dış politikada büyük bir fiyasko var. Muhalefete karşı izlediği şiddet yanlısı politikalarla bir yerlere varılamadığı görüldü. Kürt sorununda çuvallamış durumda, acilen Çiçek eliyle getirilen düzenlemeler göstermelik ve içi boş. Öğrencilere 'bir parmak bal' niteliğindeki harçları kaldırma önleminin hiçbir derde dermanı yok. Çünkü öğrencinin yoksulluğu başka alanlarda dizboyu."
'Dış kaynak ile iki yıl üstüste büyüyen ekonominin yarattığı cari açık sorunlarının vites küçültmeyi zorunlu hale getirdiğini' belirten Ekonomist Sönmez, bunun ekonomiyi durgunlaştırdığını kaydetti.
Sönmez, büyüme oranının yüzde 9-10'lardan yüzde 4'lere çekildiğine de dikkat çekerek, bunun anlamını ise "yeniden işsizlik ve durgunluk" şeklinde açıkladı.
'KÖTÜ TABLO KAMUFLE EDİLİYOR'
İşsizlik verileri ile oynanarak Türkiye'deki kötü ekonomi tablosunun kamufle edildiğini kaydeden Mustafa Sönmez, şöyle devam etti: "İhracat verileri ile oynanarak gerçek daralma kamufle ediliyor. AB'de ekonomi daraldıkça Türkiye için kötü sonuçlar daha çok ortaya çıkacak, düşen ihracat, fabrikaların işçi çıkarması demek. AB'yi telafi edecek coğrafyalarda Türkiye'nin Suriye duruşunu onaylamayan bölgesel güçlerin borusu ötüyor. BDT coğrafyasında Rusya, Orta Doğu coğrafyasında İran ile Irak, en büyük ihraç pazarları ama Suriye'deki duruşu itibariyle Türkiye'yi köşeye sıkıştıracak bölgesel güçler aynı zamanda. Bunlara Çin'i de eklemek gerek."
Yeni verilere göre, tarım alanı haricindeki çalışan sayısınn 19 milyona yaklaştığını; bunun yüzde 16'sına tekabül eden 3 milyon 160 bin kişinin kamu istihdamının oluşturduğuna vurgu yapan Sönmez, 2009 ortalarında bu sayının 2 milyon 974 bin olduğunu hatırlattı. Sönmez, iki yılda kamuda istihdamın sadece yüzde 6 artmış olmasını, ekonominin iyi yönde ilerlemediği üzerinden değerlendiriyor ve işsizliğin, “resmi” görünümün çok üzerinde olduğuna değiniyor.
'AKP, GAP'I BAHANE EDİP İŞSİZLİK FONU'NU KULLANIYOR'
Sönmez, "işsizleri korumanın ve çalışmayı desteklemenin" devletin anayasal görevlerinden olduğunu anımsatarak, bu amaçla oluşturulduğu iddia edilen İşsizlik Sigortası'nın kullanımını, 'cimri' davrandığı için eleştiriyor. Fon'un kasasında 50 milyar TL’nin üstünde para biriktiği halde, bundan 2,5 milyon işsizden yalnızca 20 bin dolayında işsizin maaş alabildiğini söyledi. Sönmez, AKP Hükümeti'nin İşsizlik Fonu'nda birikenleri son 3 yıldır, GAP yatırımlarını bahane ederek bir kısmını merkezi bütçeye aktardığını kaydetti.
Sönmez, "Dış borç yükü 320 milyar dolara ulaşan Türkiye kapitalizmi için en büyük risk, dış kaynak girişinin azalması ve kurun yukarı fırlaması. Sıcak para girişi, banka kredilerinde azalış, kurguyu bozabilir" dedi.
Ekonominin, 'inşaat furyası ile ayakta tutulmak istendiğini' söyleyen Mustafa Sönmez, "Bu aslında balon yapıyor ve her an ciddi patlamalara sebep olabilir. Hanehalkının tüketici kredisi ve kredi kartı borçları 275 milyar TL ile ileri düzeyde ve borcu borçla kapatan çok aile var. Bu borçluluk hali, onları AKP rejiimine rehin hale getiriyor aynı zamanda. Bu rehinlik hali 320 milyar dolar dış borcun üçte ikisine sahip özel sektör için de geçerli" diyerek, bu kesimler için, "bir altüst oluş yaşanmasın diye, AKP'li düzenin duacısı gibiler" ifadelerini kullandı.
'AKP POLİTİKASI, İŞSİZLERİN ÖFKESİNİ ARTIRIYOR'
Sönmez, AKP'nin yürüttüğü kötü ekonominin toplumdaki öfkeyi de artırdığına dikkat çekti: "2,5 milyon işsizin yanında iş aramadığı için işsiz görünmeyen 2 milyon işsizle birlikte 4,5 milyon işsizin biriken öfkesi var. Evlere hapsedilen kadın nüfus 'ev kadını' adı altında kodlanıyor ve sayıları 12 milyona yaklaşıyor. Eğitimde, kültürde yaşanan gericilik, muhafazakarlaşma; dinsel, cinsel etnik ayrımcılık birçok kesimi, artan geçim zorulkları ile birlikte daha çok muhalif kılıyor."
'AKP rejiminin siyaseten, diplomasi olarak ve ekonomik yönden bir düşüş dönemine girdiğini' bildiren Ekonomist Sönmez, ekledi: "Artık bir tırmanıştan değil, bir düşüşten söz edebiliriz. Bu düşüşün hızını en aza indirme, yumuşatma, en az kayıpla geçiştirme çabalarıdır, geriye kalan. Gelecek, bu anlamda AKP rejimine pek mutlu ufuklar vaadetmiyor."
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)