25 Ağustos 2012 Cumartesi

HDK, katliamın 8. ayında Roboskî’de olacak

Ankara - Halkların Demokratik Kongresi (HDK), katliamın 8. ayında Roboski'ye gideceğini duydurdu. HDK, "Roboski Katliamı'nı unutmayacağız, unutturmayacağız" dedi. HDK, "Katliamın üzerinden 8 ay geçmesine rağmen, bu katliam emrini verenler ve katliamı gerçekleştirenler açığa çıkarılmadı. Siyasi ve askeri sorumlular görevlerini yapmayı sürdürüyor" dedi.

Halkların Demokratik Kongresi (HDK), yaptığı yazılı açıklama ile katliamın 8. ayında Roboskî'de olacağını duyurdu. TSK'ya ait F-16 savaş uçakları ile 28 Aralık 2011 tarihinde yapılan bombalama ile 19’u çocuk 34 Kürdün katledildiğini hatırlatan HDK, İnsansız hava araçları olan predatörler ve heronlar tarafından kaydedilen görüntülerin köye doğru gelen konvoydakilerin yük katırları ve köylüler olduğunu aktardıklarını ve buna rağmen 34 sivil Kürdün katledildiğini vurguladı.

AKP Hükümeti’nin katliamın üzerinden 8 ay geçmesine rağmen sorumluları açığa çıkarmadığını belirten HDK, "Katliamın üzerinden 8 ay geçmesine rağmen, bu katliam emrini verenler ve katliamı gerçekleştirenler açığa çıkarılmadı. Siyasi ve askeri sorumlular görevlerini yapmayı sürdürüyor" dedi.

Aralarında Milletvekilleri Ertuğrul Kürkçü ve Sebahat Tuncel ile HDK Yürütme Kurulu üyeleri Prof. Fatma Gök ve Garo Paylan'ın da yer alacağı, 27 Ağustos günü Roboskî’de olacak olan HDK heyeti iki gün boyunca Roboskî halkıyla birlikte olacak. 

Prof.Paech: Kürtler çok iyi hamleler yapıyor

PERWER YAŞ / BERLİN - Başta Batı Kürdistan olmak üzere Ortadoğu'da değişen dengeleri ANF'ye yorumlayan uluslararası ilişkiler uzmanı ve barış savunucusu Prof. Norman Paech "Suriye krizinin başından şimdiye kadar Kürtlerin hep çok iyi hamleler yaptı. Dünya artık Kürtlerin statüsünün değiştiğini kabul etmeli" dedi. 

Prof. Norman Paech, Almanya'nın önde gelen bilim insanlarından ve barış aktivistlerinden biri. 2001'de ülkesinin Afganistan'a asker göndermesine karar verdiği için dönemin hükümet partisi SPD (Sosyal Demokratlar Partisi)'den istifa edip Sol Parti'nin kuruluş çalışmalarına katılan Prof. Paech, 2005-2009 yılları arasında Federal Meclis üyeliği yaptı.

Mayıs 2010'da Gazze'ye yardım götüren Mavi Marmara gemisinde yer alan ve İsrail'in müdahalesini "Korsanların saldırısı" olarak yorumladığı için ülkesinde sert eleştirilere maruz kalan Prof. Paech, Almanya'da Kürt sorunu ve Kürt hareketini de yakından tanıyan isimlerin başında geliyor. Ortadoğu ve Suriye'deki gelişmeleri ANF'ye değerlendiren Prof. Paech, bölgede 100 yıllık statünün değiştiğini ve Kürtlerin artık bir aktör olduğuna dikkat çekti.

"ABD'NİN BATI KÜRDİSTAN TAVRI BELİRSİZ"

Suriye'de kriz ve arkasından iç savaşın patlak verdiği ilk aylardan bugüne kadar Kürtlerin duruşlarını yerinde balan ve taktir eden Alman bilim insanı, devamla şu tespitlerde bulundu: "Kürtler, çatışmaların başladığı günlerde muhaliflerin yanında yer almayarak iyi bir pozisyon aldılar. Yoksa aksi takdirde şiddet ve katliam Kürdistan bölgesine de sıçrayacaktı. Aynı zamanda Esat rejiminden yıllardır alamadıkları hakları aldılar."

Batı Kürdistan'ın birçok kentinde Kürt hareketinin yönetimlere el koymasını da 'yerinde bir karar' şeklinde yorumlayan Prof. Paech "Esat rejimi yıkılsa da artık Kürtlerin statüsü geriye gidemez. Suriye'de kim başa gelirse gelsin, hangi yönetim şekli olursa olsun Kürtlerin bu kazanımını kabul etmek zorunda. Dünya da artık Irak Kürdistan'daki gibi yeni ikinci bir Kürt yönetime hazır olmalı" diye konuştu.

Kürtlerin Suriye krizinde başından itibaren yerinde adım attığını ve iyi hamleler yaptığını vurgulayan Prof. Paech, ABD'nin tavrına ilişki olarak ise şunları söyledi: "Şu anda ABD'nin Batı Kürdistan için nasıl bir pozisyon alacağını kestirmemiz zordur. Fakat şimdilik Türkiye'nin müdahalesine yeşil ışık yakmaması Kürtler için önemli bir gelişmedir."

"ALMANYA, TÜRKİYE'YE ÖNCÜLÜK ETMELİ"

Almanya Kürt Dernekleri Federasyonu (YEK-KOM)'un 40 kuruluşla başlattığı ve 15 Ekim günü Federal Meclis'te görüşülecek "Kürt kimliği tanınsın" kampanyasına da tam destek veren ve geçtiğimiz hafta Hannover'de yapılan kampanya yürütücülerinin danışman toplantısına katılan Prof. Norman Paech, Kürt sorununun çözümünde Almanya'ya önemli bir rol düştüğünü düşüyor.

15 Ekim'deki oturumda kampanyada dile getirilen taleplerde Kürtlerin ısrar etmesini önemli vurgulayan Prof. Paech "Alman hükümetinin şimdiye kadar Türklerden sonra ülkede yaşayan en büyük göçmen grup olan Kürtlerin haklarını vermemesi utanç verici bir durum. Almanya'nın Kürt politikasında yapacağı olumlu bir değişiklik sadece bu ülkede nüfusu 1 milyonu aşan Kürtlere etkilemeyecek, aynı zamanda Türkiye'nin de kendi Kürt sorununu çözmesine öncelik edecek" dedi.

Öncelikli olarak Almanya'da 1993 yılından itibaren yürürlükte olan, Kürtlerin dışlanması ve kriminalize edilmesine neden olan PKK yasağının kaldırılmasını isteyen Prof. Norman Paech "15 Ekim, Almanya için önemli bir sınav olacak. Umudumuz, Alman hükümetinin talepleri ciddiye alması ve oturup yeniden düşünmesidir" diye konuştu

Fethullahçı imamdan kız çocuklarına cinsel istismar

MERSİN - Şırnak'ta Fethullahçı M.D adındaki imamın, kuran kurslarına gelen kız çocuklarına cinsel istismarda bulunduğu bildirildi. Olay, 11 yaşından 18 yaşına kadar imamın tecavüzüne maruz kalan H. adlı genç kadının Akdeniz Belediyesi'ne bağlı İştar Kadın Merkezi'ne başvurmasıyla ortaya çıktı.

Dicle Haber Ajansı'ndan Ferhat Aslan'ın haberine göre, Şırnak'ta M.D adlı kuran kursu imamı yaklaşık 30 kız çocuğuna tehdit ve şantaj yoluyla cinsel istismarda bulundu. Mağdurlardan H. adlı genç kadın Akdeniz Belediyesi'ne bağlı İştar Kadın Meclisi'ne başvurarak psikolojik ve hukuki yardım talebinde bulundu.

2004-2011 yılları arasında imamın tecavüzüne maruz kalan ve şu anda Mersin'de kalan H. psikolog ve sosyolog gözetiminde DİHA'ya demeç verdi. 

30 KIZ ÇOCUĞUNA CİNSEL İSTİSMARDA BULUNMUŞ

2004 yılında 11 yaşında iken gittiği kuran kursunda imamın muska yapacağım diyerek kendisini bir eve götürdüğünü ve burada tecavüze uğradığını söyleyen genç kadın "kaçmak istedim izin vermedi. Beni tehdit etti. 'sana muska yapar hayatını mahvederim' dedi. Yine 2006 yılında tekrar tecavüzüne maruz kaldım. Artık 2006 yılından 2011 yılına kadar benimle evlenme vaadinde bulunarak hep tecavüz etti. Benim dışımda birçok kız arkadaşıma da bu yöntemle taciz ve tecavüz etmişti. Biz kimseyle derdimizi paylaşamıyorduk. Hem o bizi tehdit ediyordu hem de ailemizden korkuyorduk. Fethullahçı olan imam 30 kız çocuğuna tacizde bulunmuş ama kimisi ailesinden kimisi de adı çıkacağından korkuyor. Bana da diğer arkadaşlarıma da 'sizi kendime alacağım, eşimi boşayacağım' vaadinde bulunuyordu" diye konuştu.

"Bazı arkadaşlarım intihara kalkıştı ben de aylarca hastanede tedavi gördüm" diyen genç kadın imamın cezalandırılmasını istedi. 

YETKİLİLER HAREKETE GEÇSİN

Mağdur H.'nin kurumlarına başvurduğunu ve yardım talebinde bulunduğunu söyleyen İştar Kadın Danışma Merkezi Sosyologu Menice Ürün ise, yetkililerin bir an önce harekete geçmesi ve gerekli soruşturmanın yapılmasını istedi. Ailelere de bu tür olayların üstünü kapatmamaları ve dikkatli olmaları çağrısında bulundu.

Kağızman'da minibüs takla attı: 14 yaralı

KARS - Kars'ın Kağızman İlçesi'nde yolcu minibüsünün geçirdiği kazada 14 kişi yaralandı. 

Kars'ın Kağızman İlçesi'nden Karakoç (Qerekoc) Köyü'ne giden yolcu minibüsü, yola dökülen çakıldan dolayı şoförün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi nedeniyle takla attı. Kazada araçta bulunan 14 kişi yaralandı. Yaralılar ambulanslarla Kars Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. 

Türk uçakları Kandil'de sivilleri bombaladı, bir yaralı

Kandil - Türk savaş uçakları bir kez daha Güney Kürdistan’da sivil yerleşim alanlarını bombaladı. Bir sivilin hafif yaralandığı saldırıda, köylülere ait bağ ve bahçelerde ağır maddi zarar oluştu. 

Alınan bilgilere göre gece saat 01.30 sıralarında altı savaş uçağı Kandil’deki sivil yerleşim alanlarını bombaladı. Yarım saat boyunca Silê köyü hedef alındı. Saldırı sonucunda köydeki tavuk çiftliği yerle bir edilirken, çiftliğin sahibi Salih Mihemed hafif yaralandı. Saldırı da ayrıca köydeki evler, bağ ve bahçeler de zarar gördü. 

Türk ordusu 15 Ağustos günü de Kandil’deki Bukriska köyünün üst kısımlarını bombaladı. 19 Haziran günü gece yarısı Kandil’e bağlı Xodyan köyüne düzenlenen saldırıda Mihemed İbrahim adlı köylü yaralandı. Köylülere ait bağ ve bahçelerin büyük zarar gördüğü bombardıman sonucu çıkan yangında onlarca ağaç da yandı.

Türk ordusu 17 Ağustos 2011 tarihinden bu yana Federal Kürdistan Bölgesi’ndeki Medya Savunma Alanlarına yoğun hava ve topçu saldırılar düzenliyor. Yüzlerce köyün yer aldığı bu alanlara yönelik saldırılardan en fazla siviller zarar görüyor. 21 Ağustos günü Kandil’e bağlı Kortek köyünde düzenlenen hava saldırısında 4’ü çocuk 7 kişi katledildi. 

Hava saldırılarının yanı sıra yasaklı silah kullanımı nedeniyle de çok sayıda köylü hayatını kaybetti ya da yaralandı. Geçtiğimiz Ocak ayı başında Zaxo’dan köyü Dola Marsisê’ye dönen 80 yaşındaki bir kişi, tarlasına atılan misket bombasının patlaması nedeniyle hayatını kaybetti.

Ardahan’da askeri araç şarampole yuvarlandı: 8 yaralı

ARDAHAN - Ardahanda askeri aracın şarampole yuvarlanması sonucu meydana gelen kazada, 3’ü ağır 8 asker yaralandı. 

Edinilen bilgiye göre, olay bugün sabah saatlerinde Ardahan Göle karayolu Sarme köprüsü mevkiinde meydana geldi. Göle Komando Birliği’ne ait askeri araç sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu şarampole yuvarlandı. Kazada 2 astsubay, 1 uzman çavuş ve 5 er yaralandı. Ardahan Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alınan yaralılardan 3’ünün durumunun ağır olduğu bildirildi. 

Kılıçdaroğlu: Türkiye savaşa girerse intiharı olur

Ankara - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Suriye’ye ilişkin yaptığı açıklamada, “Türkiye kesinlikle ve hiçbir şekilde komşularına yönelik bir savaşa girmemeli. Bu coğrafyada savaş, intiharın bir başka şeklidir” dedi. Kılıçdaroğlu, BM’nin savaş suçu işlemekle suçladığı Suriyeli muhaliflere silah verilmesinden değil, ancak bu silahların PKK’ye geçmesinden endişeli. 

Suriye’deki gelişmeleri değerlendiren Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin adım adım savaşın içine çekildiğini söylerken, “Hükümet bunları görmezden geliyor. Türkiye’de bir hükümet boşluğu var, yönetemeyen, olaylara teslim olmuş bir hükümet. Tek bir kişinin, Başbakan’ın dediğine odaklanmış, bakanların işlevsiz kaldığı bir model. Bu demokrasi için ciddi tehlikedir” dedi.

NAİM ŞAHİN’İN SÖYLEDİKLERİNİ HİTLER BİLE SÖYLEMEDİ

Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: “Düşünün Sayın Başbakan bile artık çaresizliğini ifade ediyor. Bir de çıkıp ‘Çözümünüz var mı, varsa getirin’ diyor. Çünkü kendi çözümü yok. Çözüm arıyor Sayın Başbakan. Ne yapacağını bilmediği için böyle konuşuyor. Hükümetin gelişmelere, olaylara teslim olduğunun göstergesidir bu. Aslında bu tablo karşısında hükümetin çekilmesi gerekir. Bakın Papandreu, ‘Ekonomiyi yönetemedim’ diyerek çekildi. Demokrasi boşluk kaldırmaz. Boşluğu doldurma yolları da belli, halka gidersin. Çareyi medyayı susturmakta bulamazsınız. Bir İçişleri Bakanı, ‘O yazıyı ağzına tıkarım’ diyemez, bunu Hitler bile dememiştir. Bu kişi hâlâ bakan koltuğunda oturuyor. Başbakan da ‘Atın o yazarları’ diyor. Bunlar teröre çare olsa, tamam yapın ama çare değil.”

MUHALEFET EDEN KILIÇDAROĞLU’NUN “MUHALİF” ÇELİŞKİSİ

Suriye’deki gelişmeleri konusunda “PKK” kaygısını da dile getiren Kılıçdaroğlu’nun, savaş suçu işlemekle suçlanan Batı ve Ankara destekli muhaliflere silahların verilmesinden değil de, bu silahların Ortadoğu’nun en büyük halk desteğine sahip muhalif gücü PKK’ye gitmesinden endişe duyması dikkat çekti. 

Kılıçdaroğlu, “Suriye politikası maalesef PKK’yı güçlendiren bir çizgide ilerliyor. Çok ciddi endişelerim var. Birincisi, Suriyeli muhaliflere verilen silahların yarın PKK’nın eline geçmesidir. Bunu Irak’ta yaşadık. Ortadoğu’da kimin, ne zaman saf değiştireceği belli olmaz. İkincisi, diğer komşularla da ilişkiler çok gerildi. İran tehdit ediyor, Irak hükümeti ile çatışmaya girildi, o ülkenin Kırmızı Bülten’le aranan bir siyasi ismini Türkiye’de tutuyorsun. Türkiye ilk kez mezhep bazında dış politika üretiyor” dedi. 



HAÇLI POLİTİKALARINI TÜRKİYE İLE YÜRÜTÜYORLAR

“Çok üzüldüğüm bir nokta da Müslümanların birbirini kırdığı, birbirine kırdırıldığı politikalara ortaklık etmek” diyen Kılıçdaroğlu, “Maalesef Batı’nın Ortadoğu’daki Haçlı politikaları bu kez Türkiye ile yürütülüyor. Müslümanlara kırım getiren bu politika Batılı egemen güçlerin talebi. Talebi yerine getirme görevi ise AKP hükümetine verildi” ifadelerini kullandı. 

CHP lideri “Türkiye kesinlikle ve hiçbir şekilde komşularına yönelik bir savaşa girmemeli. Bu coğrafyada savaş, intiharın bir başka şeklidir” dedi.

UZLAŞMA KOMİSYONU KURULSUN

Kılıçdaroğlu, artan çatışmalar karşısında soruna çözüm için uzlaşı komisyonu kurulmasını istedi: “Gaziantep’te patlayan bomba, ardı ardına gelen şehit haberleri... Biz böyle bir ortamda ‘Liderler bir araya gelsin’ dedik, kabul edilmedi. ‘Meclis toplansın’ dedik, kabul edilmedi. Son olarak da ‘Komisyon kuralım’ dedik. Her partiden sorunun çözümüne katkı sağlayacak değerli isimler var. Onları görevlendirelim, ‘Uzlaşma Komisyonu’ olsun. Meclis’te grubu bulunan partilerin eşit sayıda katılımıyla oluşturulacak, iktidar dayatmasına maruz kalmayacak bir komisyon.”