22 Ağustos 2012 Çarşamba

Masjediy’in ölümüne neden olan polisler hakkında takipsizlik

UTRECHT - Hollanda savcılığı, Doğu Kürdistanlı Amir Akhchi Masjediy’in ölümüyle sonuçlanan, bir suçluyu yakalamak için bilinçli trafik sıkışıklığı yaratan polisler hakkında cezai kovuşturmaya gerek olmadığına karar verdi. 

Geçtiğimiz yıl Ekim ayında polislerin, bir benzin hırsızını yakalamak için A2 anayolunda bilinçli trafik sıkışıklığı yaratması ölümle sonuçlanmıştı. Benzin hırsızı, trafik sıkışıklığına yakalanan Doğu Kürdistanlı 35 yaşındaki işletmeci Amir Akhchi Masjediy’in bulunduğu araca arkadan çarparak, Masjediy’in ölümüne neden olmuştu. 

Utrecht savcılığı, olayla ilgili yaptığı soruşturmada, hırsızı yakalamaya çalışan polislerin hukuka uygun hareket ettiklerine, bundan dolayı da haklarında cezai kovuşturmaya gerek olmadığına karar verdi. 

Savcılıktan konuyla ilgili yapılan açıklamada, bilinçli trafik sıkışıklığı yaratma talimatının Utrecht bildirim merkezindeki bir polis tarafından verildiği belirtilerek, söz konusu polisin, trafik sıkışıklığı yaratmanın, trafiğe takılan insanlar için büyük risk doğuracağının farkında olması gerektiği ifade edildi. Açıklamada, “Trafik güvenliği riski tutuklamadan daha ağır basması gerekiyordu” dendi.

Buna rağmen savcılık, “kararın verilmesi gerektiği koşullar ile idari yetersizlik” nedeniyle, polisler hakkında kovuşturmayı uygun bulmadığını belirtti. 

'Bozuk' kosteri devlet değil Muşlular tamir edecek

MUŞ - Muş TUHAD-DER, Kürt Halk Önderi Öcalan'la görüşmenin "koster bozuk" bahanesiyle engellenmesine tepki göstererek, bozuk gemiyi onarım için bağış topladı. Toplanan paralar geminin onarılması için Maliye Bakanlığı'na gönderilecek.

Muş TUHAD-DER, Muş E Tipi Kapalı Cezaevi önünde başta İmralı Cezaevi'nde sürdürülen tecrit olmak üzere baskı ve hak ihlallerine ilişkin basın açıklaması yaptı. Tutsak ailelerinin katılımıyla yapılan basın açıklaması öncesi, "gemi bozuk" gerekçesine ilginç bir yöntemle tepki gösterildi. Dernek, devletin görüşmeleri engellemede sürekli öne sürdüğü "gemi bozuk" gerekçesine karşı "İmralı bozuk gemisi" adıyla bağış kutusu açtı. Geminin onarımı için ailelerden toplanacak paranın Maliye Bakanlığı'na gönderileceği belirtildi. 

TUHAD-DER Başkanı Gıyasettin Kırtan, cezaevlerindeki hak ihlallerinin giderek arttığına dikkat çekerek, yaşanan hukuksuzluğun artık son bulması çağrısında bulundu. Kırtan, "Sayın Öcalan şahsında cezaevlerinde bulunan yaklaşık 12 bin siyasi tutsağın sizlerin huzurunda bayramlarını gönülden kutluyorum. Barışa ve kardeşliğe vesile olması gereken bayramların, halkların bir araya gelmesi ve toplumsal barışın tesisi anlamında da bir milat olmasını diliyoruz. Sayın Öcalan'la 390 günü aşkın süredir hiç bir temas sağlanamamaktadır. Toplumsal barışta pek çok çevreler tarafından tek muhatap kabul edilen Sayın Öcalan'la kesilen müzakerelerin yeniden başlamasını tutuklu ve hükümlü aileleri derneği ve aileler adına buradan bir kez daha yetkililere seslenmek istiyoruz. Bu barışın sağlanması noktasında muhatap olan Sayın Öcalan'la diyalog tekrar sağlanmalıdır" diye konuştu. 

'Çözüm için müzakereler Türkiye'de başlamalı'

Oslo'da başlayan müzakerelerin bu kez Türkiye'de başlatılması çağrısında da bulunan Kırtan, akan kana tahammüllerinin kalmadığını dile getirdi. Kırtan, "Her gün gerilla cenazeleri polis ve asker cenazeleri gelmektedir. Artık bu kan durmalıdır. Eğer bu kan duracaksa ve bunu durduracak olan Sayın Öcalan ise sağlık, ve güvenlik koşulları derhal sağlanmalıdır. Kesilen diyalogların başlaması gerekiyor. Bu bayram vesilesiyle bozuk olan koster bahanesiyle görüşülemeyen Sayın Öcalan ile görüşme sağlanması için de biz buradan geçen haftadan verdiğimiz sözün startını veriyoruz. Geçen hafta eğer devlet bize kosteri verirse bozuk gemiyi verirse biz onaracağımız sözünü vermiştik. Bunun için buradan para toplayıp onarım için göndereceğiz" dedi. 

Kırtan, son olarak hasta tutukluların derhal serbest bırakılarak tedavilerinin yapılmasını istedi. 

Van'da yeni bir asker 'intiharı'!

Van - Van’ın Saray İlçesi'ne bağlı Karahisar Köyü'nde bulunan askeri birlikte bir askerin intihar ettiği iddia edildi. 

Olay, dün gece saat 23.30 sıralarında Saray İlçesi’ne bağlı Karahisar Köyü'nde bulunan askeri birlikte meydana geldi. İsmi açıklanmayan bir askerin nöbet kulubesinde kafasına ateş ederek intihar ettiği iddia edildi. Ölen askerin cenazesi Van Asker Hastanesi'ne kaldırıldı.

Şüpheli asker ölümleri son yıllarda büyük artış gösterdi. İntihar ya da kaza olarak sunulan ölümlere ilişkin etkili bir soruşturma yürütülmüyor. Çatışmalarda ölen askerlerin de daha sonra "kaza" ya da "intihar" gibi gerekçelerle açıklandığı kaydediliyor. 

BDP Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin soru önergesi üzerine Milli Savunma Bakanlığının verilerine göre son 2,5 yılda toplam 252 asker kışlada görev sırasında hayatını kaybetti. Bunlardan 175’inin ölüm nedeni intihar olarak açıklandı. 

CHP ’li Veli Ağbaba’nın verdiği soru önergesine 27 Nisan 2012 tarihli yanıtında da, 2002-2012 yıllarını kapsayan 10 yıllık dönemde toplam 1470 personelin hayatını kaybettiğini, bunlardan 934’ünün ise intihar ettiğini açıklamıştı.

BDP Kadın Meclisi'nden H.Ö davasına katılım çağrısı

ANKARA - Şırnak'ta H.Ö adlı kadın, geçtiğimiz Nisan ayında kendisini polis olarak tanıtan 5 kişinin tecavüzüne uğradı, tecavüzcülerden sadece 2'si tutuklandı. BDP Kadın Meclisi, 28 Ağustos'ta görülecek davaya katılım çağrısında bulundu. 

BDP Kadın Meclisi yazılı bir açıklama yaparak, geçtiğimiz Nisan ayında Şırnak'ın Cizre ilçesinde kendisini polis olarak tanıtan 5 kişinin tecavüzüne uğrayan H.Ö'nün davasına katılım çağrısında bulundu. 

Açıklamada, Türkiye'de sadece Temmuz ayında 11 kadının tecavüze maruz kaldığına dikkat çekildi. Tecavüzün kadınların bedenleri ve yaşamları üzerideki tahakküm ve iktidarın bir ifadesi olan cinsel nitelikli bir şiddet biçimi olduğu vurgulandı.

'AKP TECAVÜZCÜLERİ CESARETLENDİRİYOR'

Devletin kadını koruyacak önlemler almak yerine kadına yönelik ayrımcılığı ve şiddeti meşrulaştırdığına dikkat çeken Kadın Meclisi Hükümet'in kadın politikasını şu örneklerle özetledi: 

"Çok değil yakın zamanda kürtaj tartışmaları gündemde iken bu hükümetin Sağlık Bakanı, tecavüz sonucu hamile kalan bir kadının bebeğine devlet bakar, açıklaması ile tecavüzü meşrulaştırmış ve tecavüzcüleri cesaretlendirmiştir. Aynı şekilde bu ülkenin bir profesörü, dekolte giyen bir kadının tecavüzü hak ettiğini söylemesi hala biz kadınların hafızalarında yerini korumaktadır. AKP iktidarının kadınlara son darbesi ise bir tecavüzcüyü İstanbul Emniyet Müdür Yardımcılığına getirmesidir." 

Medya ve yargı kurumlarının da erkek egemenlikli anlayışı yeniden ürettiğine işaret eden BDP Kadın Meclisi, "iyi hal, haksız tahrik, ceza indirimi" gibi uygulamalarla kadının mağduriyetinin iki kat arttırıldığını kaydetti. 

Kadın Meclisi, geçtiğimiz Nisan ayında Şırnak'ın Cizre ilçesinde 5 çocuk annesi H.Ö adlı kadının kaçırılarak kendisini polis olarak tanıtan 5 kişinin tecavüzüne uğradığını, olayın H.Ö'nün 5 mayıs günü intihar girişiminde bulunması ile ortaya çıktığını hatırlattı.

SANIKLAR GÖZALTINA ALINIP SERBEST BIRAKILDI

Tecavüzcülerin bir kısmının hala serbest olduğuna dikkat çekilen açıklamada, “Polisin yakalayıp gözaltına aldığı şüphelilerden E.G. ve F.G., tecavüze uğrayan H.Ö. tarafından da teşhis edildi. 2 şüpheli, sorgularının ardından sevk edildikleri adliyede çıkarıldıkları mahkemede tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Ancak savcı karara itiraz etti. İtiraz sonucu 5 kişi hakkında yakalama kararı çıkartıldı. 12 Mayıs'ta, şüphelilerden A.Ö. ve S.G. yakalanıp gözaltına alındı. 2 şüpheli, çıkarıldıkları mahkemece, 'tecavüz, hürriyetten yoksun bırakma, cebir ve tehdit' suçlamalarıyla tutuklanıp cezaevine konuldu” denildi. 

BDP Kadın Meclisi, H.Ö davasının 28 Ağustos'ta Saat 09.00’da Şırnak Ağır Ceza Mahkemesinde görüleceğini bildirerek tüm kadınları H.Ö'nün yanında olmaya çağırdı.

Lübnan’da Sünni-Alevi çatışması: 7 ölü, 70 yaralı

BEYRUT - Lübnan’da Sünni ve Alevi toplumlar arasında meydana gelen çatışmalarda 7 kişi ölürken, 70’ten fazla kişi de yaralandı. 

Suriye’deki savaşın Lübnan’daki yansıması olan çatışmalar, Trablus kentinde meydana geldi. Kentte ikinci gününe giren çatışmalarda 7 kişi hayatını kaybederken, 70’ten fazla kişi de yaralandı. Ölenlerden 2’sinin Alevi, 5’inin ise Sünni olduğu bildirildi.

Çatışmalar Sünni mahallesi Bab el-Tabbana ile Alevi bölgesi Cabal Muhsin arasında yaşanıyor. Dün gece boyu devam eden çatışmalarda silahlar yanı sıra el bombalarının da kullanıldığı bildirildi. 

Lübnan ordusunun kentte gönderdiği yüzlerce asker çatışmaları önlemeye yetmedi. Geçe saatlerinde iki ateş arasında kalan askerler geri çekilmek zorunda kaldı. Çatışmalar sırasında en az 9 askerin de yaralandığı gelen bilgiler arasında. 

Çatışmalar üzerine Lübnan'ın Sünni Başbakanı Necip Mikati, taraflara seslenerek, “bu saçma savaşa’ son vermelerini istedi. Başbakan Mikati, ''Lübnan'ın etrafını saran ateşin içine çekilmememiz gerektiği uyarısını defalarca yapıyoruz'' dedi ve Trablus halkına ''Bir başkasının savaşı uğruna kendinizi cephaneliğe dönüştürmeyin'' çağrısında bulundu.

Ülkenin ikinci büyük kenti olan Sünni çoğunluklu 200 bin nüfuslu Trablus, Lübnan’da mezhepler arası fay hatlarının en oynak olduğu yerlerden biri olarak biliniyor. 

Suriye krizi başladığından bu yana Lübnan'da yer yer olaylar çıkmış olsa da, hiçbirinin son iki gündür Trablus'ta meydana gelenler kadar yoğun geçmediğine dikkat çekiliyor.

Baluken’den AKP’li Aksak’a: İnsan kılığına girmiş zebani

ANKARA - BDP Grup Başkan Vekili Balukan, yaşamını yitiren gerillalar için ‘etkisiz hale getirildi’ yerine ‘gebertildi’ denilmesini isteyen AKP Erzurum Milletvekili Muhyettin Aksak’a sert cevap verdi: İnsan kılığına girmiş zebani!

Antep’teki patlamayı fırsat bilerek yaşamını yitiren gerillalar için ‘etkisiz hale getirildi’ yerine ‘gebertildi’ denilmesini isteyerek Kürtlere karşı kin ve nefret kusan AKP Erzurum Milletvekili Muyettin Aksan’a BDP’li vekiller sert tepki gösterdi. 

BDP Grup Başkan Vekili ve Bingöl Milletvekili İdris Baluken Twitter üzerinden cevap vererek Aksak için “İnsan kılığına girmiş zebani” sözlerini kullandı. Baluken, "AKP’nin yeni tasfiye planı, kaotik saldrıların arkasına sığınmak, faşist tetikçilikle partimizi linç ve saldırı kampanyasına tabi tutmak. İnsan cenazesine ’Geberdiler’ denmesini isteyen mahlukatın hayvani güdülere bile sahip olmaması ne acı. İnsan kılığına girmiş bu zebaniyle aynı havayı solumak ise cehenemden bile daha acı" dedi.

SAKIK: BU TAM ANLAMIYLA IRKÇILIK VE FAŞİZİMDİR

BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık ise, tepkisini, “Bu tam anlamıyla ırkçılık ve faşizimdir” sözleriyle dile getirdi. Türk ordusunun savaş uçakları ile gerçekleştirdiği katliamda 34 yakınlarını yitiren Roboskililerin dün kazada ölen ve yaralanan askerlerin yardımına koşmalarını örnek gösteren Sakık, "Roboski’de hak arayaşında olan insanların askerleri nasıl sırtlarında taşımak için birbirleriyle yarıştığını, onlar için nasıl Kürtçe ağıtlar yaktıklarını gördün mü? O ağıtların sesini duydun mu? Gör ki, duy ki utan. İnsanlığın ve İslamiyetin neresinde var ölüye hakaret. Ölüye saygısızlık, bu tam anlamıyla ırkçılık ve faşizimdir. Bundan sonra; Erzurum’da attığın nutukta söylediğin gibi, Kürtler’e sakın kardeşlerimiz kelimesini kullanma, Kürtlerin senin gibi bir kardeşe ne ihtiyacı vardır, ne de tahammülü" dedi.

'Rosboski'yi 8 ayda çözemeyen Antep'i 5 dakikada nasıl çözdü?'

Ankara - Antep’te 9 kişinin yaşamını yitirmesi onlarca insanın yaralanması ile sonuçlanan bomba yüklü araçla yapılan saldırıyı lanetleyen HDK Yürütme Kurulu, saldırıdan AKP Hükümeti’ni sorumlu tuttu. AKP’nin sürdürdüğü politikalarla Türkiye’yi savaşın ve bu tür provokasyonların içine sürüklediğini ifade eden HDK, “AKP politikaları haklarımıza gün yüzü göstermiyor” dedi.

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Yürütme Kurulu yaptığı yazılı açıklama ile 20 Ağustos akşamı Antep’te bomba yüklü araçla yapılan saldırıyı lanetledi. .

Antep’te 20 Ağustos günü bomba yüklü araçla gerçekleştirilen saldırı sonucu 9 kişinin yaşamını yitirdiği onlarcasının da yaralandığını hatırlatan HDK, saldırıyı gerçekleştirenleri lanetleyerek, yaşamını yitirenlerin yakınlarına başsağlığı, yaralılara ise acil şifalar diledi.

Katliamdan savaş ve şiddet politikalarında ısrar eden AKP Hükümeti’ni sorumlu tutan HDK, hükümetin saldırıyı gerçekleştirenleri hızla bulması ve açıklaması gerekirken, kin ve nefreti arttırıcı, Kürtlere karşı kışkırtıcı açıklamalarda bulunduğunu ifade etti.

ANTEP PATLAMASI 5 DAKİKADA NASIL ÇÖZÜLDÜ?

BDP binalarına yönelik saldırıların sorumlusunun hükümet olduğunu ve yapılan açıklamalar doğrultusunda saldırıların gerçekleştiğine işaret eden HDK, “Tüm olup bitenin birinci derecede sorumlusu olan Hükümet yetkilileri, olaydan hemen sonra dikkatleri bir yere yöneltmek istemiş, PKK’yi adres olarak işaret etmiş ve arkasından, edindiğimiz bilgilere göre polislerin de yönlendirmesiyle BDP binaları saldırıya uğramış, cam ve çerçeveleri kırılmış, ateşe verilmiştir” dedi.

“Roboskî katliamının sorumlularını açıklamayanlar Antep’teki patlamayı 5 dakikada nasıl çözdü?” diyen HDK, birçok provokasyon ve katliamın üzerindeki “sır” perdesi kalkmazken, bu olaydan hemen sonra yapılan açıklamaları ise inandırıcı bulmadı. TSK’ye ait F-16 uçakları ile yapılan bombalama sonucu 34 Kürdün yaşamını yitirdiği Roboskî katliamının üzerinden 8 ay geçmesine rağmen sorumluların ortaya çıkarılmadığı ve soruşturma açılmadığını hatırlatan HDK, hükümetin Antep’te gerçekleştiren bombalı saldırı ve katliam hakkında anında sorumluları tespit edebilmesini ise dikkat çekici buldu.

HDK açıklamasında, “Bu tür gelişmeleri, önceden tedbir alarak engellemesi gereken hükümet, bunu yapmadığı gibi, Karşıyaka Polis Karakolu’nun yanı başında gerçekleşmiş olan ve sivil yurttaşlarımızın katline ve yaralanmasına neden olan saldırıyı izah edememektedir. Çekici ile getirilip, karakolun yanına yerleştirildiği açıklanan bombalı aracın ve patlamanın arkasındaki güçler hızla açığa çıkarılmalıdır.

Bu tür provokasyonlar ve katliamlar karşısında en ucuz yol olarak Kürt halkının hedef gösterilmesi kabul edilemez. Kürt, Türk, Arap, Ermeni, Alevi, Sünni, Hıristiyan her dilden ve her inançtan halklarımızın kardeşçe bir arada yaşadığı Antep’te katliamın acılarını birlikte sarması gereken yurttaşlarımız karşı karşıya getirilmek istenmiştir.”

‘RÜZGAR EKEN HÜKÜMET FIRTINA BİÇİYOR’

“Rüzgar eken hükümet fırtına biçiyor” ifadesinin kullanıldığı açıklamada son olarak şöyle denildi: “Türkiye’yi içeride ve dışarıda savaş ve çatışma politikalarına sürükleyen, komşu ülkelerin içişlerine karışan ve Suriye’de savaş bezirganlığına soyunan, Türkiye’yi ABD’nin üs ve cephane alanına dönüştüren, Suriye sınırını bu tür saldırıları yapabilecek kontralarla dolduran, İran ve Irak yönetimleriyle krizler yaratan, bölgedeki Kürt sorunundan dolayı provokatif girişimleri sürdüren, ülkemizdeki Kürt sorununda şiddeti ve savaşı körükleyen AKP politikaları, halklarımıza gün yüzü göstermiyor. AKP sürdürdüğü politikalarla ülkemizi savaşın ve bu tür provokasyonların içine sürüklemiştir.”

HDK, Türkiye halklarını Türkiye’de ve dışarıda süren savaş politikaları karşısında barış, kardeşlik, eşitlik ve özgürlük mücadelesinde birleşmeye çağırdı.