BEHDİNAN - HPG, Türk savaş uçaklarının Xakurke'ye bağlı Kustan Köyü'nü bombaladığını duyurdu. Bombardımanın Kortek Katliamı'nın 1. yıldönümüne denk gelmesine dikkat çekti.
HPG Basın İrtibat Merkezi (HPG-BİM), yaptığı yazılı açıklamada Türk ordusunun hava saldırıları hakkında bilgi verdi.
Açıklamada, 21 Ağustos günü 15.30-16.00 saatleri arasında, Medya Savunma Alanları'na bağlı Xakurkê'deki Kustan Köyü'nün Türk ordusuna ait savaş uçaklarınca bombalandığı bildirildi.
Kortek katliamının yıldönümüne denk gelen hava saldırısında can ve mal kaybı olup olmadığı konusunda herhangi bir bilgi edinilemediği kaydedildi.
22 Ağustos 2012 Çarşamba
HPG: Hakkari’de 5 asker öldürüldü
BEHDİNAN - HPG gerillalarının Hakkari’de operasyona çıkan Türk ordusuna yönelik gerçekleştirdiği eylemlerde 5 askerin öldüğü bildirildi. HPG, Türk medyasında Şırnak'ta 6 gerillanın yaşamını yitirdiği yönünde çıkan haberleri de yalanladı.
HPG Basın-İrtibat Merkezi (HPG-BİM), Hakkari’nin Çukurca ilçesi ve Van-Hakkari yolu üzerinde düzenlenen operasyonlarla ilgili yazılı açıklamada bulundu.
HAKKARİ'DE 2, HAKKARİ-VAN KARAYOLUNDA 3 ASKER ÖLDÜ
Hakkari’nin Çukurca ilçesine bağlı 49 numaralı karakola bağlı birlikler tarafından 18 Ağustos günü 18.00-19.00 saatleri arasında başlatılan operasyon gücüne yönelik gerillaların bir eylem gerçekleştirdiğini duyuran HPG-BİM, eylem sonucunda 2 askerin öldüğünü, 1 askerin de yaralandığını duyurdu. Eylem ardından Türk ordusunun eylem alanını obüs ve havan toplarıyla bombaladığı bilgisi de verildi.
20 Ağustos günü Hakkari-Van karayolu üzerinde operasyona çıkan askeri birliği taşıyan askeri konvoya yönelik gerçekleştirilen eylem hakkında da bilgi veren HPG-BİM, 3 uzman çavuşun gerillaların eylemi sonucu öldürüldüğünü bildirdi.
“Saat 08.30 sularında operasyona çıkan işgalci TC ordusuna yönelik Van-Colemerg yolu üzerinde bir eylem gerçekleştirilmiştir. Jamer tipi bir aracın imha olduğu eylemde 3 uzman çavuş öldürülmüştür” denilen açıklamada eylem ardından alana indirme yapmak isteyen Türk ordusuna ait bir helikopterin dengesini kaybetmesi ardından helikopter pervanesinin bir üsteğmene çarptığı belirtildi. Açıklamada helikopter pervanesinin çarptığı askerin öldüğü, alanda başlatılan operasyonun akşam saatlerinde geri çekildiği bildirildi.
GELİYE DOSKÎ ALANINDAKİ OPERASYON SÜRÜYOR
Hakkari’nin Yüksekova ilçesine bağlı Geliye Doskî alanında Türk ordusu tarafından 18 Ağustos günü başlatılan operasyonun devam ettiğini kaydeden HPG-BİM, 18 Ağustos günü saat 14.30 sularında Glord ve Çeta tepeleri yakınlarında gerçekleşen eylemde 1 askerin öldüğünü açıkladı.
“Aynı operasyon kapsamında saat 15.30 sularında Oramar karakolu yakınlarında araziye çıkan işgalci TC ordusu askerleriyle gerillalarımız arasında bir çatışma yaşanmıştır” ifadelerine yer verilen açıklamada yaşanan çatışmadaki Türk ordu kayıplarının tespit edilemediği kaydedildi.
6 GERİLLA KAYBI HABERİNE YALANLAMA
Şırnak ile Cudi dağına bağlı Mele alanı arasında Türk ordusunun ayrı bir operasyon düzenlediğine dikkat çeken HPG-BİM 21 Ağustos günü saat 11.00 sularında “işgalci TC ordusunun” operasyon gücüne asker ve mühimmat taşıyan bir skorsky helikopterin gerillalar tarafından vurularak darbelendiği bildirildi. Açıklamada darbelenen helikopterin alandan uzaklaşmak zorunda kaldığı bildirildi.
Açıklamada ayrıca Türk basınında geçen Şırnak alanında 6 gerillanın yaşamını yitirdiği yönündeki haberler de yalanlandı.
HPG Basın-İrtibat Merkezi (HPG-BİM), Hakkari’nin Çukurca ilçesi ve Van-Hakkari yolu üzerinde düzenlenen operasyonlarla ilgili yazılı açıklamada bulundu.
HAKKARİ'DE 2, HAKKARİ-VAN KARAYOLUNDA 3 ASKER ÖLDÜ
Hakkari’nin Çukurca ilçesine bağlı 49 numaralı karakola bağlı birlikler tarafından 18 Ağustos günü 18.00-19.00 saatleri arasında başlatılan operasyon gücüne yönelik gerillaların bir eylem gerçekleştirdiğini duyuran HPG-BİM, eylem sonucunda 2 askerin öldüğünü, 1 askerin de yaralandığını duyurdu. Eylem ardından Türk ordusunun eylem alanını obüs ve havan toplarıyla bombaladığı bilgisi de verildi.
20 Ağustos günü Hakkari-Van karayolu üzerinde operasyona çıkan askeri birliği taşıyan askeri konvoya yönelik gerçekleştirilen eylem hakkında da bilgi veren HPG-BİM, 3 uzman çavuşun gerillaların eylemi sonucu öldürüldüğünü bildirdi.
“Saat 08.30 sularında operasyona çıkan işgalci TC ordusuna yönelik Van-Colemerg yolu üzerinde bir eylem gerçekleştirilmiştir. Jamer tipi bir aracın imha olduğu eylemde 3 uzman çavuş öldürülmüştür” denilen açıklamada eylem ardından alana indirme yapmak isteyen Türk ordusuna ait bir helikopterin dengesini kaybetmesi ardından helikopter pervanesinin bir üsteğmene çarptığı belirtildi. Açıklamada helikopter pervanesinin çarptığı askerin öldüğü, alanda başlatılan operasyonun akşam saatlerinde geri çekildiği bildirildi.
GELİYE DOSKÎ ALANINDAKİ OPERASYON SÜRÜYOR
Hakkari’nin Yüksekova ilçesine bağlı Geliye Doskî alanında Türk ordusu tarafından 18 Ağustos günü başlatılan operasyonun devam ettiğini kaydeden HPG-BİM, 18 Ağustos günü saat 14.30 sularında Glord ve Çeta tepeleri yakınlarında gerçekleşen eylemde 1 askerin öldüğünü açıkladı.
“Aynı operasyon kapsamında saat 15.30 sularında Oramar karakolu yakınlarında araziye çıkan işgalci TC ordusu askerleriyle gerillalarımız arasında bir çatışma yaşanmıştır” ifadelerine yer verilen açıklamada yaşanan çatışmadaki Türk ordu kayıplarının tespit edilemediği kaydedildi.
6 GERİLLA KAYBI HABERİNE YALANLAMA
Şırnak ile Cudi dağına bağlı Mele alanı arasında Türk ordusunun ayrı bir operasyon düzenlediğine dikkat çeken HPG-BİM 21 Ağustos günü saat 11.00 sularında “işgalci TC ordusunun” operasyon gücüne asker ve mühimmat taşıyan bir skorsky helikopterin gerillalar tarafından vurularak darbelendiği bildirildi. Açıklamada darbelenen helikopterin alandan uzaklaşmak zorunda kaldığı bildirildi.
Açıklamada ayrıca Türk basınında geçen Şırnak alanında 6 gerillanın yaşamını yitirdiği yönündeki haberler de yalanlandı.
Gülen'den Erdoğan'a 'istihbarat' talimatı
Haber Merkezi - Fethullah Gülen, Antep saldırısı ardından yayınladığı mesajında bir ülkenin siyasi yöneticisi gibi konuştu. Gülen, “fırsat kollayan insî şeytanlara imkan verilmemesi için başta istihbarat mevzuunda daha hassas olunmasını” istedi.
Gülen’nin, bir taziye mesajında bile “talimat” vermesi dikkat çekti. Gülen şöyle dedi: “Menfur saldırı münasebetiyle terörü ve bu saldırıları gerçekleştirenleri bir kez daha lanetliyor; içeride ve dışarıda ülkemizin ikbaline pusu kurmak için fırsat kollayan insî şeytanlara imkan verilmemesi için başta istihbarat mevzuunda daha hassas olunması ve her türlü tedbirin alınması dileğiyle bütün milletimize taziyetlerimi sunuyorum."
Fiili olarak iktidarın ortağı olarak görülen Gülen Cemaati, özellikle polis ve yargıya geniş bir şekilde sızarak muhaliflere karşı yürütülen baskı kampanyasının arkasındaki güç olmakla suçlanıyor.
Gülen’in geçtiğimiz yıl da yaşanan çatışmalar ardından yaptığı bir açıklaması katliama çağrı olarak yorumlanmıştı. Gülen, “ Allah’ım onların da altlarını üstlerine getir, birliklerini boz, evlerine ateş sal, feryatlarını figan sar, köklerini kes, kurut ve işlerini bitir” diye aşırı nefret içeren beddualarda bulunmuştu.
Geçtiğimiz Temmuz ayında Amerikan iç istihbarat örgütü FBI kendi resmi sitesinde yayınladığı bir bilgilendirmede 'Houston sosyal yardım programı' adı altında işbirliği yaptıkları kurumları sıralarken, bunlar arasında Gülen Enstitüsü'ne de dikkat çekmişti.
Daha önce Gülen cemaatine ait okulların CIA’nın arka bahçesi olarak da kullanıldığı da iddia edilmişti.
Almanya'da ilk kez yaygın ve etkili bir medya kuruluşu da geçtiğimiz günlerde Gülen cemaatinin gerçek yüzüne dokundu. Ülkenin önde gelen haftalık haber dergisi Der Spiegel, Gülen için "Mafya Babası" derken, cemaatin korkutucu boyutlarına ulaşmasına rağmen kendisini "hoşgörülü" olarak tanıttığını yazdı.
Gülen’nin, bir taziye mesajında bile “talimat” vermesi dikkat çekti. Gülen şöyle dedi: “Menfur saldırı münasebetiyle terörü ve bu saldırıları gerçekleştirenleri bir kez daha lanetliyor; içeride ve dışarıda ülkemizin ikbaline pusu kurmak için fırsat kollayan insî şeytanlara imkan verilmemesi için başta istihbarat mevzuunda daha hassas olunması ve her türlü tedbirin alınması dileğiyle bütün milletimize taziyetlerimi sunuyorum."
Fiili olarak iktidarın ortağı olarak görülen Gülen Cemaati, özellikle polis ve yargıya geniş bir şekilde sızarak muhaliflere karşı yürütülen baskı kampanyasının arkasındaki güç olmakla suçlanıyor.
Gülen’in geçtiğimiz yıl da yaşanan çatışmalar ardından yaptığı bir açıklaması katliama çağrı olarak yorumlanmıştı. Gülen, “ Allah’ım onların da altlarını üstlerine getir, birliklerini boz, evlerine ateş sal, feryatlarını figan sar, köklerini kes, kurut ve işlerini bitir” diye aşırı nefret içeren beddualarda bulunmuştu.
Geçtiğimiz Temmuz ayında Amerikan iç istihbarat örgütü FBI kendi resmi sitesinde yayınladığı bir bilgilendirmede 'Houston sosyal yardım programı' adı altında işbirliği yaptıkları kurumları sıralarken, bunlar arasında Gülen Enstitüsü'ne de dikkat çekmişti.
Daha önce Gülen cemaatine ait okulların CIA’nın arka bahçesi olarak da kullanıldığı da iddia edilmişti.
Almanya'da ilk kez yaygın ve etkili bir medya kuruluşu da geçtiğimiz günlerde Gülen cemaatinin gerçek yüzüne dokundu. Ülkenin önde gelen haftalık haber dergisi Der Spiegel, Gülen için "Mafya Babası" derken, cemaatin korkutucu boyutlarına ulaşmasına rağmen kendisini "hoşgörülü" olarak tanıttığını yazdı.
Şemdinli'de askeri konvoyun geçişinde patlama
HAKKARİ - Hakkari’nin Şemdinli İlçesi’ne bağlı Bağlar (Nehri) ile Zorgeçit (Gerget) köyleri arasında askeri konvoyun geçişi sırasında 4 patlama meydana geldi. Patlama sonrası başlayan çatışmalar sürüyor.
HPG gerillaları ile Türk ordusu arasında günlerdir çatışmaların yaşandığı Şemdinli’de şiddetli patlama ve çatışmalar yaşandı. Yerel kaynaklardan alınan bilgilere göre; ilçeye bağlı Bağlar (Nehri) ile Zorgeçit (Gerget) köyleri arasında askeri konvoyun geçişi sırasında şiddetli 4 patlama meydana geldi. Patlamanın ardından çatışmaların başladığı bildirilirken, bölgeye de savaş uçakları ve helikopterler gönderildi.
HPG gerillaları ile Türk ordusu arasında günlerdir çatışmaların yaşandığı Şemdinli’de şiddetli patlama ve çatışmalar yaşandı. Yerel kaynaklardan alınan bilgilere göre; ilçeye bağlı Bağlar (Nehri) ile Zorgeçit (Gerget) köyleri arasında askeri konvoyun geçişi sırasında şiddetli 4 patlama meydana geldi. Patlamanın ardından çatışmaların başladığı bildirilirken, bölgeye de savaş uçakları ve helikopterler gönderildi.
Barış Meclisi Mersin Girişimi: Irkçı saldırılar endişe verici
MERSİN - Türkiye Barış Meclisi Mersin Girişimi bir basın toplantısı düzenleyerek Antep’teki bombalı saldırı ardından hız kazanan ırkçı saldırıları kınadı.
Türkiye Barış Meclisi Mersin Girişimi Antep’te yaşanan patlamayla ilgili ve son yaşanan siyasal gelişmelerle ilgili Mersin Gazeteciler Cemiyetinde sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle basın açıklaması yaptı. Açıklamayı okuyan Türkiye Barış Meclisi Mersin Girişimi Sözcüsü Ayşe Aydoğan, patlamanın üzerinden birkaç dakika geçmesinin ardından yaşanan ırkçı saldırıları kınadıklarını söyledi.
“Barış ortamının tesis edilmesinde herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesine olan ihtiyaç bir kez daha ortaya çıkmıştır” diyen Aydoğan, sorunların şiddete başvurulmadan çözülmesinin yolunun demokrasiden geçtiğini kaydetti.
Aydoğan,”toplumda öfke, nefret ve kamplaşma duygularının yerleşmesine hizmet edecek yayın ve açıklamalardan kaçınılması hususunda azami gayret sergilenmesi gerektiğine dikkat çekmek isteriz. Bu hususta özelikle de AKP kurmayları ve hükümet yetkililerinin dikkat etmesi toplumsal hassasiyetler açısından önem taşımaktadır” diye konuştu.
Barışa hizmet etmeyecek tutum ve davranışlardan herkesin özenle kaçması gerektiğini ifade eden Aydoğan, saldırıda yaşamlarını yitirenlerin yakınlarına baş sağlığı, yaralılara da acil şifalar diledi.
Türkiye Barış Meclisi Mersin Girişimi Antep’te yaşanan patlamayla ilgili ve son yaşanan siyasal gelişmelerle ilgili Mersin Gazeteciler Cemiyetinde sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle basın açıklaması yaptı. Açıklamayı okuyan Türkiye Barış Meclisi Mersin Girişimi Sözcüsü Ayşe Aydoğan, patlamanın üzerinden birkaç dakika geçmesinin ardından yaşanan ırkçı saldırıları kınadıklarını söyledi.
“Barış ortamının tesis edilmesinde herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesine olan ihtiyaç bir kez daha ortaya çıkmıştır” diyen Aydoğan, sorunların şiddete başvurulmadan çözülmesinin yolunun demokrasiden geçtiğini kaydetti.
Aydoğan,”toplumda öfke, nefret ve kamplaşma duygularının yerleşmesine hizmet edecek yayın ve açıklamalardan kaçınılması hususunda azami gayret sergilenmesi gerektiğine dikkat çekmek isteriz. Bu hususta özelikle de AKP kurmayları ve hükümet yetkililerinin dikkat etmesi toplumsal hassasiyetler açısından önem taşımaktadır” diye konuştu.
Barışa hizmet etmeyecek tutum ve davranışlardan herkesin özenle kaçması gerektiğini ifade eden Aydoğan, saldırıda yaşamlarını yitirenlerin yakınlarına baş sağlığı, yaralılara da acil şifalar diledi.
Patlamada ölen infaz memurunun ailesi resmi tören istemedi
Amed - Antep'te yaşanan patlamada yaşamını yitiren 9 kişinin içinde yer alan İnfaz Koruma Memuru Davut Azak (32)'ın cenazesi dün akşam, Diyarbakır'ın Ergani ilçesinde toprağa verildi. Diyarbakır Valiliği ve Ergani Kaymakamlığı'nın resmi tören yapma isteği, Azak ailesi tarafından reddedildi. Ağabey Haydar Azak, "Kardeşin kardeşi vurduğu bir vatan sağ olacaksa, ben vatan sağ olsun demiyorum" dedi.
Antep'te yaşanan patlamada yaşamını yitiren İnfaz Koruma Memuru Davut Azak'ın cenazesi dün akşam Ergani ilçesine getirilerek toprağa verildi. Diyarbakır Valiliği ve Ergani Kaymakamlığı'nın Azak ailesini arayarak resmi cenaze töreni yapma istekleri, Azak ailesi tarafından kabul edilmedi.
Ergani Belediyesi Taziye Evi'nde kurulan taziyeye Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker de katıldı. Taziye evine gelişinde Bakan Eker'i karşılayan Davut Azak'ın ağabeyi Haydar Azak, "Sizden özellikle ricam bu kanı durdurun" dedi.
Davut Azak'ın ağabeyi Haydar Azak, büyük üzüntü yaşadıklarını söyledi. Azak, "Bizim törensiz defnetmek istememizin sebebi bir tarafın vurgulanmaması içindi. Bu kanın durması için herkes elinden geleni yapsın. Acımızı içimize gömüyoruz. İnşallah bu son olsun. Kardeşin kardeşi vurduğu bir vatan sağ olacaksa, ben vatan sağolsun demiyorum. Silah tüccarları bu işin engelleyicisi oluyorsa, hükümet tarafından gerekli adımlar atılmalıdır" dedi.
Antep'te yaşanan patlamada yaşamını yitiren İnfaz Koruma Memuru Davut Azak'ın cenazesi dün akşam Ergani ilçesine getirilerek toprağa verildi. Diyarbakır Valiliği ve Ergani Kaymakamlığı'nın Azak ailesini arayarak resmi cenaze töreni yapma istekleri, Azak ailesi tarafından kabul edilmedi.
Ergani Belediyesi Taziye Evi'nde kurulan taziyeye Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker de katıldı. Taziye evine gelişinde Bakan Eker'i karşılayan Davut Azak'ın ağabeyi Haydar Azak, "Sizden özellikle ricam bu kanı durdurun" dedi.
Davut Azak'ın ağabeyi Haydar Azak, büyük üzüntü yaşadıklarını söyledi. Azak, "Bizim törensiz defnetmek istememizin sebebi bir tarafın vurgulanmaması içindi. Bu kanın durması için herkes elinden geleni yapsın. Acımızı içimize gömüyoruz. İnşallah bu son olsun. Kardeşin kardeşi vurduğu bir vatan sağ olacaksa, ben vatan sağolsun demiyorum. Silah tüccarları bu işin engelleyicisi oluyorsa, hükümet tarafından gerekli adımlar atılmalıdır" dedi.
Express: Kürdistan közü yeniden alevlendi
Paris - Fransız Express dergisi, Antep’te yaşanan saldırının ardından artan gerilimi uzmanlara sordu. Catherine Gouëset’in imzasını taşıyan “Yeniden alevlenen Kürdistan közü” başlıklı haberde, Amerikalı uzman Hanri Barkey herhangi bir soruşturma yapılmadan saldırıdan PKK’nin sorumlu tutulmasının şok edici olduğunu söyledi.
“İki yılı aşkın bir süredir, siyasi çözüm tercihi yerini tüm Kürt siyasi ağlarına karşı baskıya bıraktı” diyen Express dergisi, konuyu üç uzmana sordu. Türk yetkililerin Antep’teki saldırıdan PKK’yi sorumlu tuttuğunu, PKK ve BDP’nin bu saldırıyla ilişkilendirilmeleri reddettiğini kaydeden dergi, Türkiye’de Kürt sorunu uzmanı ve politolog Hamiz Bozarslan’ın şu sözlerini aktarıyor: “İlk kez bir saldırı PKK’ye yüklenmiyor ki PKK de reddediyor. Son yıllarda, PKK sivillere yönelik saldırı yaptığında, pişmanlık duydukları dahil, bunları üstleniyor ve kurbanlara özürlerini sunuyor.”
SORUŞTURMA BAŞLAMADAN PKK’Yİ SUÇLAMAK ŞOK EDİCİ
Lehigh University’den Amerikalı Kürt sorunu uzmanı Henri Barkey, “Ayrıca bir soruşturmanın başlangıcından bile önce yetkililerin PKK’yi suçlaması şok edici” dedi.
Dergi, PKK’nin Türk ordusuna yönelik düzenlenen saldırılarla pozisyonunu sertleştirdiğine de dikkat çekti. Bozarslan, “PKK, ister barışçıl ister şiddetli olsun, eylem türlerini arttırdı: olağanüstü silahlı eylemler yapıyor ama aynı zamanda propaganda kampanyaları da yürütüyor. Amacı Türkiye’deki Kürt toprağının tümüne yerleşmektir. Eskiden olduğu gibi dakik gerilla eylemleriyle sınırlı kalmıyor” diyor. Dergi, PKK’nin Kosova Kurtuluş Ordusu’nun 1990’lı yılların sonundaki eyleminden esinlendiğini iddia ediyor.
ÇIKMAZ ERDOĞAN HÜKÜMETİNİN SALT EGEMENLİK HİSSİNDEN KAYNAKLI
AKP’nin “açılım” olarak sunulan tedbirlerin Kürtlere yeteceğini düşündüğüne işaret eden Bozarslan, aksine Kürtlerde ulusal hissin güçlendiği ve artık merkezi devlete karşı tüm Kürt siyasi alanının fikir ayrılığı yaşadığını kaydetti.
Henri Barkey de binlerce Kürdün hiç kanıt olmadan tutuklandığına dikkat çekerken, Fransız araştırmacı ve profesör Jean Marcou da KCK operasyonları kapsamında sivil toplum üyeleri, üniversite öğretmenleri ve aydınlara yönelik tutuklamaları hatırlattı.
Kürt sorununun içinde düştüğü çıkmazın Erdoğan hükümetinin “salt egemenlik” hissiyle bağlantılı olduğunu ifade eden Bozarslan, “AKP bundan böyle, silah dahil olmak üzere kendi çözümü dayatmayı düşünüyor” diyor.
PKK’NİN MÜCADELESİ SAYGI UYANDIRIYOR
PKK’nin iç sahnedeki yeri konusunda Borzarslan, “Kürt toplumu nezdinde PKK hem şiddet eylemlerinden dolayı reddediliyor hem de bir referans aktörü olarak değerlendiriliyor” diye belirtiyor. Bozarslan, Kürtlerdeki “PKK üyeleri bizim çocuklarımız, kuzenlerimiz” düşüncesine de dikkat çekiyor.
“Ayrıca” diyor Henri Barkey de, sonra ekliyor: “Direnişi, NATO’nun ikinci büyük ordusuna karşı 30 yıllık mücadeleden sonra, bir saygıyı dayatıyor.”
Marcou, AKP’nin PKK ile belirsiz bir ilişkisi olduğuna dikkat çekerek, resmi olarak müzakereyi reddettiğini ancak örgüt ile yakın zamanda kurulan ilişkileri hatırlatıyor. Marcou, “Kürt sorununun çözümünün PKK’nin statüsü üzerine bir tartışmadan geçmesi gerekiyor. Kaçınılmaz bir aktör olarak değerlendirilmeli mi? Örneğin Kürt legal hareketleri, onun aşırılıklarını mahkum ediyor ama onunla ilişki kuruyor” diye ekliyor.
ÇOK TEHLİKELİ BİR DURUM YAŞANABİLİR
Hamit Bozarslan, çatışmanın 80’li yıllardaki şiddet boşalmasından uzak olduğunu düşünüyor ancak her üç uzman da bölgenin (Irak, Suriye, Lübnan) istikrasızlaşmasının geriye dönüşü getireceğinden endişe ediyor.
Bozarslan en kötü durumu da dışlamazken, Barkey Kürtlerin yarısı kadarının “geleneksel Kürt bölgelerinde” yaşamadığına işaret ederek, gerilimin devam etmesi halinde “çok tehlikeli” bir durumun yaşanabileceği uyarısında bulunuyor. Uzmanlar, Türk yöneticilerinin bu gerilimi yatıştırmak için her şeyi yapması gerektiğini vurguluyor.
“İki yılı aşkın bir süredir, siyasi çözüm tercihi yerini tüm Kürt siyasi ağlarına karşı baskıya bıraktı” diyen Express dergisi, konuyu üç uzmana sordu. Türk yetkililerin Antep’teki saldırıdan PKK’yi sorumlu tuttuğunu, PKK ve BDP’nin bu saldırıyla ilişkilendirilmeleri reddettiğini kaydeden dergi, Türkiye’de Kürt sorunu uzmanı ve politolog Hamiz Bozarslan’ın şu sözlerini aktarıyor: “İlk kez bir saldırı PKK’ye yüklenmiyor ki PKK de reddediyor. Son yıllarda, PKK sivillere yönelik saldırı yaptığında, pişmanlık duydukları dahil, bunları üstleniyor ve kurbanlara özürlerini sunuyor.”
SORUŞTURMA BAŞLAMADAN PKK’Yİ SUÇLAMAK ŞOK EDİCİ
Lehigh University’den Amerikalı Kürt sorunu uzmanı Henri Barkey, “Ayrıca bir soruşturmanın başlangıcından bile önce yetkililerin PKK’yi suçlaması şok edici” dedi.
Dergi, PKK’nin Türk ordusuna yönelik düzenlenen saldırılarla pozisyonunu sertleştirdiğine de dikkat çekti. Bozarslan, “PKK, ister barışçıl ister şiddetli olsun, eylem türlerini arttırdı: olağanüstü silahlı eylemler yapıyor ama aynı zamanda propaganda kampanyaları da yürütüyor. Amacı Türkiye’deki Kürt toprağının tümüne yerleşmektir. Eskiden olduğu gibi dakik gerilla eylemleriyle sınırlı kalmıyor” diyor. Dergi, PKK’nin Kosova Kurtuluş Ordusu’nun 1990’lı yılların sonundaki eyleminden esinlendiğini iddia ediyor.
ÇIKMAZ ERDOĞAN HÜKÜMETİNİN SALT EGEMENLİK HİSSİNDEN KAYNAKLI
AKP’nin “açılım” olarak sunulan tedbirlerin Kürtlere yeteceğini düşündüğüne işaret eden Bozarslan, aksine Kürtlerde ulusal hissin güçlendiği ve artık merkezi devlete karşı tüm Kürt siyasi alanının fikir ayrılığı yaşadığını kaydetti.
Henri Barkey de binlerce Kürdün hiç kanıt olmadan tutuklandığına dikkat çekerken, Fransız araştırmacı ve profesör Jean Marcou da KCK operasyonları kapsamında sivil toplum üyeleri, üniversite öğretmenleri ve aydınlara yönelik tutuklamaları hatırlattı.
Kürt sorununun içinde düştüğü çıkmazın Erdoğan hükümetinin “salt egemenlik” hissiyle bağlantılı olduğunu ifade eden Bozarslan, “AKP bundan böyle, silah dahil olmak üzere kendi çözümü dayatmayı düşünüyor” diyor.
PKK’NİN MÜCADELESİ SAYGI UYANDIRIYOR
PKK’nin iç sahnedeki yeri konusunda Borzarslan, “Kürt toplumu nezdinde PKK hem şiddet eylemlerinden dolayı reddediliyor hem de bir referans aktörü olarak değerlendiriliyor” diye belirtiyor. Bozarslan, Kürtlerdeki “PKK üyeleri bizim çocuklarımız, kuzenlerimiz” düşüncesine de dikkat çekiyor.
“Ayrıca” diyor Henri Barkey de, sonra ekliyor: “Direnişi, NATO’nun ikinci büyük ordusuna karşı 30 yıllık mücadeleden sonra, bir saygıyı dayatıyor.”
Marcou, AKP’nin PKK ile belirsiz bir ilişkisi olduğuna dikkat çekerek, resmi olarak müzakereyi reddettiğini ancak örgüt ile yakın zamanda kurulan ilişkileri hatırlatıyor. Marcou, “Kürt sorununun çözümünün PKK’nin statüsü üzerine bir tartışmadan geçmesi gerekiyor. Kaçınılmaz bir aktör olarak değerlendirilmeli mi? Örneğin Kürt legal hareketleri, onun aşırılıklarını mahkum ediyor ama onunla ilişki kuruyor” diye ekliyor.
ÇOK TEHLİKELİ BİR DURUM YAŞANABİLİR
Hamit Bozarslan, çatışmanın 80’li yıllardaki şiddet boşalmasından uzak olduğunu düşünüyor ancak her üç uzman da bölgenin (Irak, Suriye, Lübnan) istikrasızlaşmasının geriye dönüşü getireceğinden endişe ediyor.
Bozarslan en kötü durumu da dışlamazken, Barkey Kürtlerin yarısı kadarının “geleneksel Kürt bölgelerinde” yaşamadığına işaret ederek, gerilimin devam etmesi halinde “çok tehlikeli” bir durumun yaşanabileceği uyarısında bulunuyor. Uzmanlar, Türk yöneticilerinin bu gerilimi yatıştırmak için her şeyi yapması gerektiğini vurguluyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)