6 Ağustos 2012 Pazartesi

HPG: Çukurca'da da Türk ordusu etkinliğini yitirdi

HPG gerillalarının “devrimci harekat” olarak adlandırdığı Hakkari’nin Çelê (Çukurca) ilçesindeki eylemleri sürüyor. Çok sayıda askerin öldürüldüğünü ve alan denetiminin gerillalarda olduğunu belirten HPG, yaşanan çatışmalarda şimdiye kadar 14 gerillanın yaşamını yitirdiğini duyurdu. 

HPG-BİM tarafından yapılan açıklamaya göre gerillaların ele geçirdikleri Rındikê karakolunda çok sayıda silah ve askeri mühimmatı imha etti. Yapılan açıklamada imha edilen askeri malzemelere ilişkin şunlar belirtildi: “4 Ağustos günü Hakkâri’nin Çelê ilçesinde gerçekleştirilen devrimci harekat çerçevesinde gerillalarımızın alandaki denetimi halen devam etmektedir. Düşmanın alana yönlendirdiği onlarca anbulans hava saldırıları dışında düşmanın alanda herhangi bir hareketliliği olmamıştır. Gerillalarımızın Rındıkê karakoluna gerçekleştirdiği eylemlerde kamulaştırdığı 20 silah dışında, düşmana ait onlarca A4 yarı otomatik silah, MG3 Tam Otomatik Silah, Havan Silahları, BKC silahları ve ferdi silahlar gerillalarımız tarafından imha edilmiştir.”

GERİLLA JİN’DEN FEDAİ EYLEMİ

HPG-BİM açıklamasında eylem sırasında yaşamını yitiren Jin isimli kadın gerillanın bir “fedai” eylem gerçekleştirdiğini ve çok sayıda askeri öldürdüğünü belitti. HPG-BİM açıklamasında eyleme ilişkin şunları ifade etti: “Saldırıda ağır yaralanan Jin isimli gerillamız kahramanca fedai bir duruş sergilemiş, gerçekleştirdiği fedai eylem sonucunda düşmanın çok sayıda askeri öldürülmüş ve yaralanmıştır. 

Dün, imha edilen araçlara ilişkin verdiğimiz bilgilere ek olarak Rındıkê karakol tepesinde bulunan düşmanın bir panzeri, içinde bulunan 8 asker ile birlikte gerillalarımızca imha edilmiştir.”

7 GERİLLA DAHA YAŞAMINI YİTİRDİ

HPG çatışmaların yaşandığı ilk gün 7 gerillanın yaşamını yitirdiğini duyurmuştu. HPG devam eden çatışmalar sırasında da yaralanan 7 gerillanın yaşamını yitirdiğini duyurdu. HPG-BİM yaşamını yitiren gerillalara ilişkin şunları belirtti: “Dünkü açıklamamızda devrimci operasyonumuz kapsamında 7 arkadaşımızın şahadeti açıklanmıştı. Yaralanan bazı arkadaşların şahadeti ve devam eden çatışmalar sonucunda 7 arkadaşımız daha şehit düşmüştür. Söz konusu operasyon sonucunda şahadete ulaşan toplam 14 arkadaşımıza ilişkin bilgilendirme daha sonra kamuoyu ile paylaşılacaktır.”

Çelê (Çukurca) yaşanan çatışma ve gerilla eylemleri Pazar ve Pazartesi günü de devam etti. Alanın gerillaların denetiminde olduğunu aktaran HPG-BİM şu bilgileri verdi: “5Ağustos günü 17.00-21.00 saatleri arasında Çelê Tugayı, Êrîş Taburu ile Bilican alayı gerillalarımız tarafından etkili bir şekilde vurulmuş tur. Gerçekleştirilen eylemler sonucunda bir çok bina ve mevzi darbelenirken, düşmanın ölü ve yaralılarının sayısı tarafımızdan netleştirilememiştir. 

6 Ağustos sabahı Çelê’ye bağlı Girê askeri üssü ve Bilican Alayı gerillalarımız tarafından etkili bir şekilde vurulmuştur. Gerçekleştirilen eylemler sonucunda düşmanın ölü ve yaralılarının sayısı tarafımızdan netleştirilememiştir. Eylemler ardından işgalci TC ordusu çevresine yönelik olarak rastgele havan ve obüsler ile saldırı gerçekleştirilmiştir. Alan halen gerillalarımızın denetimindedir.”

ÇELE’DE YOL TUTMAK İSTEYEN ASKERE EYLEM

Hakkari-Çelê yolunu tutmak isteyen ve Türk ordusuna ait askerlere yönelik olarak HPG gerillaları tarafından bir eylem gerçekleşti. Gerillaların 5 Ağustos günü saat 11.00’da gerçekleştirdiği bu eyleme ilişkin HPG-BİM şunları belirtti: “5 Ağustos günü saat 11.00 sularında Hakkari Çelê yolunu tutmak isteyen ve kimlik kontrolü yapmaya çalışan düşman askerlerine yönelik olarak gerillalarımız tarafından bir eylem gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen eylem sonucunda bir panzer darbelenirken, düşmanın ölü ve yaralılarının sayısı tarafımızdan netleştirilememiştir.” 

Urfa'da şüpheli kadın ölümü

Urfa - Urfa'da, eşinin ağabeyinin evinde misafir olan 25 yaşındaki Çiğdem Toprak, iddiaya göre akşam geç saatlerde beşinci kattaki evin balkonundan atlayarak yaşamına son verdi. 

Alınan bilgilere göre olay dün akşam Paşabağı Mahallesi 771'inci Sokak'ta meydana geldi. Mahmut Toprak, eşi Çiğdem ile birlikte ağabeyinin evine misafirliğe gitti. 

İddiaya göre, saat 22.00 sıralarında hava almak için balkona çıkan Çiğdem Toprak, 5'inci kattan atladı. Beton zemine düşen Çiğdem Toprak, olay yerinde yaşamını yitirdi. 

Genç kadının yakınları ve apartman sakinleri durumu polis ve sağlık ekiplerine bildirdi. Genç kadının cesedi otopsi için Urfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna götürüldü.

Olay yerinde inceleme yapan polis ekipleri, Çiğdem Toprak'ın ölümü ile ilgili soruşturma başlattı.

'Demokratik Konfederasyon' –Selahattin Erdem

Kofi Annan’ın görevden çekilmesi Suriye mücadelesinde yeni bir dönemin başlangıcına işaret ediyor. Şubat ayında BM ve Avrupa Birliği tarafından görevlendirilen Kofi Annan dönemi sona eriyor. Belli ki Eylül başından itibaren yeni bir süreç başlayacak. Bu süreç hızlı mı gelişecek, yoksa adım adım mı ilerleyecek, bunu Rusya ile NATO arasındaki görüşmelerin sonucu belirleyecek. Zaten Kofi Annan’ın çekiliş sürecinin Rusya-İngiltere arasındaki Suriye görüşmeleriyle eşzamanlı olması da bir tesadüf değil. Belliki BM Güvenlik Konseyi’nde ortaklık yaratmak için gizli diplomatik çalışmalar yoğun olarak sürüyor.

Gerçi denebilir ki Annan Planı çok da etkili değildi. Zaten hiç kimse tam benimsememiş ve sahiplenmemişti. Ama hiç kimse açıktan red de etmemişti. Annan Planı doğrultusunda başarı elde edilip Suriye sorununun çözüleceğine kimse inanmasa da, karşıtını oyalama ve zaman kazanma siyaseti gereği geçici olarak herkes şans tanımıştı. Böylece silahlı şiddetin alta çekildiği, siyasi ve diplomatik mücadelenin öne geçtiği bir hazırlık dönemi, ara dönem ortaya çıkmıştı.

Şimdi bu ara dönem sona eriyor. Suriye mücadelesinde yeni bir dönem başlıyor.

Ara dönemin temel karakteri, tarafların karşılıklı birbirini yıpratmaya ve siyasi-askeri açıdan zayıf duruma düşürmeye çalışmasıydı. Buna karşılık kendi ittifaklarını artırma ve askeri güçlerini hazırlama çalışmasının yürütülmesiydi. Bunun için zamana ve mücadelenin düşük yoğunluklu olmasına ihtiyaç vardı. Çünkü ABD hem askeri hem de siyasi açıdan Suriye’ye aktif müdahale etmeye ve değişiklik yapmaya hazır değildi. Hazır olabilmesi için gerekli olan zaman ve ortamı Annan Planı sağladı.

Bu durumda Suriye’ye aktif müdahale için ABD’nin tam hazır hale geldiği söylenebilir mi? Bu soruya tümüyle evet demek henüz mümkün değil. Fakat ABD’nin gizli diplomasi yoluyla Rusya ve Çin’le yoğun uzlaşma çalışması yürüttüğü, içte seçim dönemine ulaştığı, Suriye’de ise düşük yoğunluklu çatışma içinde tarafların iyice yıprandığı bir gerçek. Böylece ABD’nin Suriye’ye doğrudan müdahale için daha hazır ve güçlü hale gelmiş olduğu söylenebilir. Ancak yine de bu sürecin yılsonuna kadar adım adım ilerleyeceği görüşü daha doğru gözükmektedir. Öyle ki, herkes yıpranıp yorulmalı, çaresiz ve çözümsüz kalmalı, herkes yönünü dışarı dönmeli ve işte o zaman ABD adeta bir “kurtarıcı” rolüyle müdahalede bulunmalı! Yaratılmak istenen işte bu!

Mevcut haliyle yeni süreç adım adım gelişecek gibi görünse de, Annan Planı’nın yürürlükten kalkıyor olması Suriye’de değişimin yöntemi ve içeriği konularının yeniden yoğunca tartışılmasını başlatmış bulunuyor. Öyle ya, Annan Planı sona erip Suriye’de yeni bir süreç başlıyorsa, bu yeni mücadele sürecinin yöntemi ne olacak? Yani ne kadar şiddet, ne kadar siyaset içerecek? Yine Suriye mücadelesinde yeni bir süreç ortaya çıkıyor ve değişim süreci hızlanıyorsa, o halde değişimin içeriği ne olacak? Yani yeni Suriye sistemi nasıl oluşacak? İşte şimdi bu sorular çerçevesinde yoğun bir tartışma gündemi oluşmuş bulunuyor.

Öncelikle şunu belirtelim ki, ister yöntem isterse yeni sistem konusunda olsun Suriye’ye yönelik her türlü tartışmanın tüm bölgeyi içerecek şekilde ele alınıp yapılması zorunludur. Çünkü Suriye’deki mücadele tüm bölgeyi içine almakta ve bir Ortadoğu mücadelesi olmaktadır. 2012 yılı başından beri tüm Ortadoğu adeta Suriye ile oturup Suriye’yle kalkmaktadır. Bir dış müdahale ile Suriye’de gelişecek olası bir savaş durumu da tüm bölgeyi içine alan bir Ortadoğu savaşı olacaktır.

Tabi Suriye mücadelesinde yöntem konusu denince sadece savaş akla gelmemelidir. Gerçi Annan Planı’nın boşa çıkmış olması savaş olasılığını eskiye göre daha da güçlendirmiştir. Fakat yine de mevcut koşullarda savaş tek çözücü yöntem konumunda değil. Zayıf da olsa siyasal uzlaşma da Suriye için halâ bir çözüm yöntemi konumundadır. Bunun nedeni, Suriye savaşının tüm taraflar açısından çok zor, tahripkâr ve riskli olmasıdır. Suriye savaşının başlatanlar açısından astarı yüzünden pahalı olma veya bir prüs zaferi olma olasılığı güçlüdür. Bundan dolayı küresel düzeyde bir siyasal uzlaşma çözüm yöntemi olarak rol oynayabilir. Fakat bu biçimdeki bir siyasal uzlaşmanın da Suriye sınırlarını fazlasıyla aşarak, bölgesel olmaktan da öteye, bir küresel uzlaşma olma zorunluluğu vardır.

Suriye’deki çözümün içeriğine, yani yeni Suriye sistemine gelince, bunun değişimin yönteminden daha çok bölgesel karakterli olacağı açıktır. Yani yeni Suriye sistemi, aynı zamanda yeni Ortadoğu sistemi olacaktır. Suriye’deki değişimin içreği ve yeniden yapılanma durumu, Ortadoğu’da değişim ve yeniden yapılanmanın nasıl olacağını belirleyecektir. Bu açıdan, yeni Suriye sistemini tartışırken tüm Ortadoğu’yu göz önüne getirmek zorunludur.

Yeni Suriye sistemi tartışılırken ilk ağızdan vaazedilen Beşar Esad yönetiminin gitmesi olmaktadır. Hatta yönetimin de değil, sadece Beşar Esad’ın çekilmesini isteyenler de vardır. Böyleleri “Beşar Esad çekilsin, yerine Faruk El Şara geçsin, onun başkanlığında temiz Baas ve Axvani Müslimin’in eşitçe katıldığı bir geçiş hükümeti kurulsun” demektedir. Böylece kişiler değişsin ama sistem olduğu gibi kalsın, Baas iktidarı yıkılsın, aynı sistemde Müslüman Kardeşler iktidarı kurulsun denmektedir.

Suriye’de değişimi en önde ve en güçlü savunuyor görünen AKP Hükümeti’nin değişim programı tamı tamına böyledir. Dikkat edilirse, buradaki değişim çok yüzeysel ve biçimseldir. Özlü, derin ve sistemsel değildir. Suriye’deki milliyetçi-despotik sistem olduğu gibi korunmak istenmektedir. Bu anlayışa göre, “Baskı sistemi yaşasın, fakat baskıyı uygulayan değişsin” olmaktadır. Baas diktatörlüğü yıkılacak, yerine Müslüman Kardeşler diktatörlüğü geçecektir. Sistem eski diktatörlük sistemi olacağına göre, başta Kürtler olmak üzere tüm halk üzerinde geçmişin inkâr ve baskı uygulamaları devam edecektir.

Belliki böyle bir Suriye pek de yeni bir Suriye olmaz. Sistem aynı kalacağına göre, bu yöntemle Suriye’nin mevcut sorunları çözülmez. Böyle bir Suriye, Ortadoğu açısından bir yeni model haline gelemez. Dolayısıyla merkezi-despotik Suriye sistemi yeni ve çözümleyici olamaz.

Çok fazla somutluk kazanmasa da, ikinci bir çözüm sistemi olarak federasyon tartışılmaktadır. Kuşkusuz federal Suriye yeni bir sistem olur, eski sistemin değiştirilmesini içerir. Sadece Beşar Esad’ın değiştirilmek istenmesinden farklıdır. Fakat Suriye’nin toplumsal koşullarında ne kadar çözüm gücü olacağı ve uygulanabileceği tartışmalıdır. Çünkü Suriye toplumsal yapısı hem milli, hem de dinsel ve mezhepsel olarak parçalıdır. Belliki her etnik kimlik (milli veya dinsel-mezhepsel) kendinin özgürce örgütlenip etkin katılım göstermesini isteyecektir. Bu da federasyonun uygulanma durumunu zorlaştıracaktır. Yine federasyon, Ortadoğu modeli olmak açısından da yetersiz kalacaktır.

Bizce yeni Suriye sisteminin Demokratik Konfederasyon olması en uygun ve uygulanabilir olanıdır. Demokratik Konfederasyon Suriye’deki değişimi köklü ve derin kılar. Suriye’nin milli ve dinsel etnik kimliklerinin özgürce örgütlenip katılmasını sağlar. Demokratik Suriye Konfederasyonu yeni Ortadoğu’nun bir çekirdeği olabilir. Suriye’deki modele göre, Ortadoğu’nun yeniden yapılanması da Demokratik Konfederasyon temelinde gerçekleşebilir. Demokratik Konfederasyon Suriye’nin ve Ortadoğu’nun özgürlük ve demokratikleşme sorunlarının en etkili çözüm yöntemi olabilir.

Zaten Osmanlı İmparatorluğu’ndan koptuktan sonra Suriye-Lübnan birlikte yedi birimli bir konfederasyon olarak şekillenmişti. O biçimde demokratik gelişmenin önü çok daha açıktı. Daha sonra konfederasyon yıkıldı, Suriye ile Lübnan parçalandı ve Baas darbesiyle de mevcut merkezi diktatörlük kuruldu. Eğer bu duruma son verilecek ve bir Ortadoğu modeli olarak demokratik Suriye geliştirilecekse, bu ancak Suriye Demokratik Konfederasyonu biçiminde olabilir.

Demokratik Konfederasyon Hıristiyan, Sünni, Alevi, Dürzi, Süryani, Ermeni ve benzeri halklar gibi, Kürtlerin de özgürce kendi kimlikleriyle örgütlenme ve demokratik Suriye birliğine katılma şansını ortaya çıkarır. Kürt sorununu demokratik siyaset yöntemiyle çözer ve içte demokratik toplum örgütlülüğüne dayanır. Dolayısıyla demokratik özerkliğin en uygun siyasal yapılanması olur. Kürtleri ve diğer halkları özgürce örgütlü biçimde kendinde birleştiren Demokratik Suriye Konfederasyonu, aynı biçimde bir demokratik Ortadoğu konfederasyonunun da çekirdeği olur.

Kaynak: Yeni Özgür Politika

HPG: Doğubayazıt’ta 2 asker öldü

BEHDİNAN - HPG gerillalarının Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde Serêkanî karakoluna düzenlediği baskında 2 askerin öldüğü bildirildi. Botaş boru hattında dün meydana gelen patlamayı HPG üstlendi. 

HPG Basın-İrtibat Merkezi (HPG-BİM) Ağrı’nın Doğubeyazıt ilçesine bağlı Serêkanî karakoluna yönelik olarak 4 Ağustos günü bir eylemin gerçekleştiğini duyurdu. Gerçekleşen eylemde karakolun nizamiye ve kulübelerin darbelendiğini duyuran HPG-BİM, eylem sonucu 2 askerin öldüğünü belirtti. 

BOTAŞ BORU HATTINA EYLEM

Mardin’in Midyat ilçesi ile Şırnak’ın idil ilçeleri arasında bulunan Botaş Boru hattına yönelik olarak HPG gerillaları tarafından bir sabotaj eylemi gerçekleşti. 

Eyleme ilişkin bir açıklama yapan HPG-BİM şunları belirtti: “5 Ağustos günü saat 22.00 sularında Mardin’in Midyat ilçesi ile Şırnak’ın İdil ilçeleri arasında bulunan Kertmine köyü yakınlarında bulunan Botaş boru hattına yönelik olarak gerillalarımız tarafından bir sabotaj eylemi gerçekleştirilmiştir.” 

TSK SİVİL ALANLARI VURUYOR

Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde 23 Temmuz gününden beri devam eden hareketlilik kapsamında bölgeye yönelik hava saldırılarını aralıksız devam ettiren Türk ordusu sivil yerleşim alanlarını hedef alıyor. Yaşanan saldırılar sonucu köylülere ait bağ ve bahçelerde büyük zarar meydana gelirken ağaçlık alanlarda da yangınlar başladı. 

HPG-BİM bölgedeki hava saldırılarına ilişkin yaptığı açıklamada şu bilgileri verdi: “5 Ağustos 05.00-19.00 saatleri arasında Hakkari’nin Şemdinli ilçesine bağlı Gostê, Nirkola Boğazı, Ranya Pirê, Masiro Boğazı ile Orta ve Yukarı Nirkola Köylerine yönelik olarak işgalci TC ordusuna tarafından savaş uçakları, havan ve obüsler ile bombardıman yapılmıştır. Yapılan bombardımanlar sonucunda Yukarı ve Orta Nirkola köylerinde köylülere ait çok sayıda bağ ve bahçe zarar görürken alanda başlayan yangın halen devam etmektedir.” 

İşte Temmuz ayı savaş bilançosu

Behdinan - HPG Basın İrtibat Merkezi (HPG-BİM), Temmuz ayı savaş bilançosunu açıkladı. Buna göre Türk ordusu bir ay içerisinde 55 kara operasyonu düzenlerken, gerilla 53 eylem düzenledi. HPG Temmuz ayı içerisinde 278 askerin öldüğünü, 5 helikopterin düşürüldüğünü, 22 gerillanın hayatını kaybettiğini bildirdi. 

Türk devleti ile PKK arasında son yılların en şiddetli çatışmaları yaşanıyor. Şemdinli’de 23 Temmuz’dan beri gerilla denetimi sürerken, bu durum gerilla tarihindeki en uzun alan hakimiyeti olarak da şimdiden kayda geçti. 

Türk ordusunun kış aylarında gerillanın aktif olmayan pozisyonundan faydalanarak düzenlediği birkaç operasyonun ardından AKP hükümeti PKK’nin belinin kırıldığı ve bir daha ayağa kalkamayacağını öne sürüyordu. 

55 KARA OPERASYONU, 53 GERİLLA EYLEMİ

Yaz aylarıyla birlikte artan çatışmalar ve gerilla eylemleri, özellikle Temmuz ve Ağustos’ta zirve yaptı. HPG-BİM tarafından açıklanan Temmuz ayı savaş bilançosuna göre Türk ordusu bir ay içinde 55 kara operasyonu, 22 hava saldırısı, 16 kobra saldırısı ve 56 tank ve top saldırısı düzenledi. Hava saldırılarında 3 kez, kobra saldırılarında 3 kez ve top saldırılarında 14 kez yangın çıktı. 

Haziran ayında 53 kara operasyonu, 16 hava, 8 kobra ve 26 tank ve top saldırısı düzenlenmişti. Bu da Türk ordusunun saldırıların havadan ve karadan arttığına işaret ediyor. 

Haziran ayındaki operasyonlar sonucu yaşanan 44 çatışmaya karşın, Temmuz ayında 46 çatışma yaşandı, gerilla 53 eylem gerçekleştirdi ve bunun sonucunda da 30 kes çatışma çıktı. 

22 GERİLLA HAYATINI KAYBETTİ

Temmuz ayı içerisinde 278 askerin öldüğü, 73 askerin de yarandığı bildirildi. Bu süre içerisinde 22 gerillanın hayatını kaybettiği bilançoya yansıdı. HPG bilançosuna göre Haziran ayında 249 asker ve polis ölürken, 24 gerilla hayatını kaybetmişti. 

5 HELİKOPTER DÜŞÜRÜLDÜ

HPG-BİM bilançosunda geçen ay 5 skorsky helikopterin düşürüldüğü, 4 skorsky ve 2 kobra helikopterin darbelendiği ifade edilirken, bir dağ geyiği tipi araç, 5 askerin araç, 2 kirpi ve bir akrep tipi aracın imha edildiği, üçü pompalı tüfek, ikisi tabanca ve biri BKC olmak üzere 5 teçhizata el konulduğu kaydedildi. 

HPG-BİM bilançosunda askeri amaçlı faaliyetlerde “düşmanla çalışanlara ait” olduğu gerekçesiyle imha edilen araçlara da yer verildi. Buna göre 13 Kamyon, 25 Tır, 58 iş makinesi, 11 dozer, 1 traktör, 1 silindir, 1 transit, 3 Greyder ve 2 pikap imha edildi. 

21 GÖZALTI VE TUTUKLAMA

HPG gerillaları Temmuz ayında da gözaltı ve tutuklama eylemlerini sürdürdü. Bilançoda gözaltı ve tutuklama sayısı 21 olarak belirtildi. Haziran ayında 1’i asker 7 kişi tutuklanmıştı. 

HPG-BİM, bunların yanısıra Türk ordusunun düzenlediği saldırılarda çoğu sefer yerleşim yerlerinde bulunan köylülere ait bağ ve bahçeler zara görürken çok sayıda hayvan ise telef olduğunu bildirdi. 

Cizre'de doktora saldırıya kitlesel protesto

Cizre - Cizre Devlet Hastanesi'nde muayeneye gelen bir hastaya fiş alması gerektiğini söylediği için Şenol Kildacı adlı doktorun hasta yakınları tarafından darp edilmesi ilçede doktorlar tarafından protesto edildi. 

Cizre'de 150 yataklı Devlet Hastanesi'nde görevli Uzman Doktor Şenol Kildacı, fiş almadan hasta yakınlarının muayene odasına girerek bir hastayı zorla muayene etmek istemelerine karşı çıktığı için hasta yakınları tarafından yumruklarla dövülerek darp edildi. 

Doktor Kildacı'nın darp edilmesi üzerine Şırnak Tabipler Odası, Cizre Devlet Hastanesi önünde basın açıklaması yaparak saldırıyı kınadı. 

Basın açıklamasını okuyan Tabipler Odası Başkanı Dr. Azad Karagöz, son zamanlarda hekimlere ve sağlık çalışanlarına yönelik giderek artan ve ürkütücü boyutlara gelen saldırıların doktorların ruh ve beden sağlığını bozduğunu söyledi. 

Saldırıya uğrayan Dr. Şenol Kildacı'nın poliklinikte hasta muayene ederken başka bir hasta yakınının içeri girerek kendi hastasını muayene ettirmek istediğini ve doktorun da buna karşı çıkması üzerine darp edildiğini belirten Karagöz, "Doktor arkadaşımıza fiziksel şiddet uygulanmış ve saldırıyı yapanlar uzun süre polikliniği işgal etmiştir. Olayın karakola intikal ettirilmesi üzerine, karakolda polisler şikayetinden vazgeçmesini istemişlerdir" dedi. 

Bir yumurta yada slogan atmanın bile yıllarca hapisle cezalandırıldığı bir ülkede sağlıkçılara yönelik şiddet olaylarında "Cahildir, çocuktur, elinizi öpsün barışın" şeklinde geçiştirilmeye çalışıldığını belirten Karagöz, "Sağlıkçılara artan orandaki şiddetin aslında en büyük sebeplerinden birinin bu 'elinizi öpsün, siz affedin' mantığını olduğunu iyi biliyoruz" dedi.

Hastanelerde artık hekim-hasta ilişkisinin yerini karşılıklı menfaate dayanan tüccar-müşteri ilişkisinin aldığını kaydeden Karagöz şunları söyledi: 

"Biz artık hayat kurtarmaya çalışırken hayatımızı kaybetme kaygısı taşımaktan bıktık. Bizim onay vermediğimiz bir dönüşüm programından dolayı ortaya çıkan aksaklıkların bize fatura edilmesinden bıktık. Her sabah işe farklı genelgelerle başlamaktan bıktık. Hergün artarak bize yüklenen angarya işlerden, hergün her an şiddet görebiliriz kaygısı taşımaktan bıktık."

Lice-Genç kırsalında operasyon başlatıldı

Amed - Diyarbakır'ın Lice ilçesi ile Bingöl'ün Genç ilçesi kırsalına yönelik hava destekli operasyon başlatıldı. 

Operasyon kapsamında Diyarbakır 7. Kolordu Komutanlığı'ndan çok sayıda Skosky ve Kobra helikopterleri bölgeye gönderilirken, Lice bölgesinden de askeri birliklerin operasyon bölgesine sevk edildikleri bildirildi.